(Gölge ve Didar'a ithaftır. 14.04.2016/Perşembe)
-Üveyik Kuşu
kanadı kırık keder
bilirim üç beş kelâm acını dindiremez
bilirim bu şiir de beni şair edemez
hüznü sonsuzmuş gibi
lâl bir nağme büyüyor içimde
eski bir yol hikâyesinin izini sürüyorum
sevgilinin ölü gözleri
boylu boyunca uzanıyor içimde
suskun
(Bu şiir, çalınmış hayatlara ithaf olur...)
Memleket kokusu doldurarak bavula
Rize'den göçüp gelmişler İstanbul'a
Nur altı kardeş büyüğü narin bir kız
Her gün Kadıköy rıhtımına gelirdi yalnız
çekebilseydim dualitenin kör eden siyah perdesini gözlerimden
böylesine yüksek duvarlar örmezdim hayatla arama
ve gidişlerinin ardından kalmazdım böyle
ruhumda jiletkesiği bu tatla
görürdüm buzdağının öteki yüzünü
böyle değildi buraları
böyle girift
çeşmeleri vardı bu kasabanın
Taş mektebi
kınalı kumruları
şahnişinli
zamanı değildi çekip gitmenin
beyaz bir ağıttır mevsim şimdi Alinda
kulaklarımda
eski bir yazdan kalma kelek sesleri
kıl bir çadırdan hatıra
şiraz’dan kalkan bir çift güvercin
on sekiz çağımı getirsin benim
varsa dünyada lokman-ı hekim
bu ilkel ağrımı dindirsin benim
burada düz ikindi oralarda öğlen mi
yolları aramıza engel diye sen koydun
kumlara “son kuşlarda öldüler” kitabını da
bir dut ağacı meyvesini tırpan zamanı verir
biliyordun
gelip otururdun gölgesine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!