Rüzgar sesi yankılanır dı;
Issız dağlarda rüzgar ıslık çalardı,
Sevdalılara bir çam kokusu kalırdı inceden,
Yürek kıpırtısına rüzgar eşlik ederdi,
Aşıklara bir tango mevsimi düşerdi
Baharla uyanan doğaya,içinde sevgi taşırdı,
Hasret yüklenmezdi umuda
Yükseklerde kar mekan kurar beklerdi,
Hazırlanırdı nazlı bir gelin gibi içgüveysiydi yaz
Hasretle beklenirdi,
Güneş ışıklarıyla kuşatırdı
Eteklerinin kıyılarında raks ederdi.
Ve beklenen gün gelirdi.
Yaz tüm haşmetiyle sunardı sıcaklığını
Ama yüksek dağların başı serin olurdu.
Asiliğinde saklıydı herşey yada kendini ulaşılmaz sanırdı.
Bilmezdi ki;
İnsanın doğasında zirveye çıkma tutkusu vardı...
yalın dı; yabandı belki dünyasında bir fethe hazırlanan kumandan edasıyla.
Yükseslerden bakardı yeryüzüne küçümsediği ovalar olurdu.
Ya da; haset edip kül ufak olurdu.
Bir sevda türküsü söylenirdi adına.
Ya da; sevenlerin kavuşma umudu tükenir.
Dağlar seni delik delik delerim denirdi.
Nakaratsız rüzgarlar sığınırdı ya zirvesine yada yamacına.
Ya da dağlar ardında olsun da toprak altında olmasın denirdi.
gidenler için uzağa dağ kimine göre taş parçasıydı
Kimine göre adına şarkılar yazılan içimizdeki ulaşılmazlığın simgesi.
ve ona eşlik ederdi rüzgarın sesi...
MUKADDER ŞIK
Tek unutmak için acılarımı
Baksana; kırdılar kapılarımı
Yağmalandı kalbim, ömrüm, herselim
Kursuna dizdiler anılarımı
Yenik duştum bu savaşta neyleyim