Biliyorum bir yerlerdesin,
İlkbaharda çiçek açar,
Sonbaharda yaprak dökersin.
Kırılsa dalların, kurusa kökün,
Göç zamanı kuşlar kuzeye uçar,
Balta değmeden kendini yıkarsın.
Çobanların kavalları sessiz kalır,
Sürüden yalnızca kara koyun meler,
Yaprak değse kalın kaftan yırtılır.
Dağda rüzgar kesilir duman dağılmaz,
Tek tük düşmeye başlar yağmur taneleri,
Sonra şehirleri sel alır, şehirler yıkılır, sevdan yıkılmaz.
Esaret değil, gönüllü girmişim zindanlarına,
Oda oda gezer dururum, dışarı çıkmak istemem,
Sesin gelir diye kulan veririm handanlarına,
Biliyorum yalnızda kalsan kendine demezsin yazık,
Sen yüreğinde gözün ile tablo yapar durursun dünyayı,
Kahve sürsen sarı, siyah sürsen beyaz olur çekilen çizik.
Seni sevmek değil de, senin gibi sevebilmekmiş aşk,
Her gece düşlemektense, rüyada öpücük kondurmak gibi,
Bilinmez ki Mecnun da Leyla'da bunu mu gördü?
Biliyorum gülüyorsun, dünya şen şakrak,
Yüzün düşşe kararır gelirdi okyanus üstümüze,
Bilinmez ki Ferhat, Şirin üzüldü diye mi dağı deldi?
Nağme nağme sesin, ılgıt ılgıt kokun yürekte sızılar,
Ümidi kesmemişsem hala yaşıyorsundur gizemde,
Bilinmez ki Kerem, ümitleri yaşasın diye mi Aslı'yı buldu?
Senin gibi sevmeyi öğret bana, aşk uğruna ölsem bile,
Dağlar, tepeler ardında olsam da, yüreği benim için atsın.
Senin gibi sevmeyi öğret bana, kırık kafeste kalsam bile,
Yaşadığımın haberini kesilmeyen rüzgardan alsın.
Ömer BAYCAN 13.03.2026
Kayıt Tarihi : 13.3.2026 16:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!