Toprak içinde bir beton parçası yatağım.
Sağ yanımda anam,
Sol yanım bomboş.
Orada babam olurdu her zaman.
Annem ve ben iki yalnız yürek, yine bu gece.
Bomba sesleri içinde yorgunluktan uyuduk öylece.
Aynı korku ve aynı dua ile yine rabbimize sığındık.
Her yer yine karanlık ve yine ölüm bize kalmakta
Gökyüzünden bir ışık bize doğru akmakta.
Korkularım var ölmekten,
Korkularım var yalnız kalmaktan.
Uyandım neden sonra ağlamaktayım.
Hem gülmekte, hem ağlamaktayım.
Annem uyandı sardı beni sinesine.
Canımın canı, canımın cananı dedi bastı bağrına.
Anne onu gördüm rüyamda o gelmişti.
Bir Nur olarak indi semadan.
Miraca çıktığı yerden bize geldi.
Bana geldi anne.
Kan ter içinde kaldım,
Gözyaşlarım karıştı terlerime.
Uzattı ellerini sildi kabaran göğsüme akan yaşları.
Sonra,sonra elini kalbimin üstüne koyarak
"Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün siz olacaksınız"
Ayetini okudu.
Çekti ellerini yüzüne sürdü kokladı.
Cennet kokulu ümmetim dedi
Ve tutamadı gözyaşlarını
Ağladı,
Anne!
Anne
Resûl u ekrem ağlıyordu.
Ümmetim diyordu,
Ümmetim.
Mazlumun yanında olan,
Haksızlık karşısında şeytanlaşmayan,
Allah için cihat eden ümmetim nerde diyordu.
Anne
Gözlerimin nuru,
Dünyamın süruru.
Alemlerin rahmeti
Gönlümün bereketi yüce efendimiz ağlıyordu
Miraç'a çıktığı yerde.
Mescidi Aksa
Peygamber gözyaşlarına, gözü yaşlı şahit oluyordu.
Uzattım minicik ellerimi gözyaşları toprağa düşmesin diye.
Bir kaç damla düştü ellerime, ellerimi sol yanıma vurdum.
kalbimi yıkadım anne.
Yıkadım!
Yıkadım ferahladım anne.
Ey! Peygamberlerin, peygamberi.
Annesin gülü,
Cebrailin arkadaşı,
Müminlerin efendisi.
Kurumuş gönüllere zemzem olan efendim.
Söyle Rahman ve Rahim olan Allah'a,
Dostuna söyle
İbrahim'ini koruduğu nemrut yaksın
Kabeyi zulmünden koruduğu ebrehe yıksın dünyayı.
Musaya yol olan kızıldeniz boğsun,
Yusuf'un atıldığı kuyu yutsun
İsmail'i kesmeyen bıçak doğrasın dünyayı.
Efendim!
Ömer bin hattap yok artık.
Selahattini Eyyubi,
Abdulhamit yok artık.
Biz kimsesiz ve sahipsiz kaldık.
Yalnız bırakıldık.
Müminsiz müslümanı bol olan bu dünyada.
Ölüm bize koşar adım gelirken.
Biz ölümü uçarcasına karşılıyoruz.
Ölümle beraber yatıyor.
Ölümlü halde uyanıyoruz.
Ölüm bize kurtuluş, biz ölüme beden oluyoruz.
Biz ölmek istemiyoruz.
Biz bir yudum su bir lokma ekmek istiyoruz.
Biz nefes almak, büyümek, genç olmak, mümin olmak istiyoruz.
Cennet ul bakiye gelip yüz sürmek,
Mekkeden Medine'ye hicret etmek istiyoruz.
Yürüdüğün toprağa el vurmak, Nur dağında uyumak istiyoruz.
Bizde yaşamak istiyoruz,
Bizde gülmek istiyoruz ey Resûl!
Mübarek elini koydu dudaklarıma susturdu beni.
İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ.
Sefer bizim, zafer Allah'ındır.
Ya Rab Ordumuzu ve Mehmetçiklerimizi koru, onları muzaffer eyle.
Ayeti kerimesini okudu ve miraç'a yükseldiği yerden yükseldi kayboldu gözden ama bütün benliğimde, kalbimde kaldı nur yüzü ve misk kokusu anne.
Anne ben artık ölümden de korkmuyorum sonunda Gül kokulu Ahmedin yanına gitmek varsa ben korkmuyorum,
Korkmuyorum anne.
Sende korkma!
Abdulkadir Çakmak
Kayıt Tarihi : 13.05.2026 11:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!