Rüşvet, yolsuzluk Şiiri - Kemal Tekir

Kemal Tekir
3193

ŞİİR


14

TAKİPÇİ

Rüşvet, yolsuzluk

Rüşvet,yolsuzluk,irtikap,
zimmet suçlarının analizi

Rüşvet,yolsuzluk,irtikap,
zimmet gibi suçlar,
İnsanlığın yüz karası adi suçlardır,bu suçlar dellillerle,tanık ifafeleriyle,teknik takip kayıtlarıyla mahkemede adil yargılama sonunda kanıtlanırsa,alanda,verende aynı cezaya çarptırılmalıdır.

Devam eden davalarla ilgili basına servis edilen iddialar,yargısız infazlar masumiyet karinesine uygun değildir, suçtur.

Temiz toplum,temiz siyaset istiyorsak,
Bahse konu suçlarda iki tarafta çıkar sağlarken,kamu zarar görür,fatura halka çıkar.
Bu suçlarda elde edilen kazançlar, haksız kazançtır, haramdır, kara paradır,hiçbir hafifletici neden,pişmanlık bu suçlarda indirim nedeni olmamalıdır.

Haksız edinilen,para,mal vb değerlere devlet el koymalı,faiziyle beraber geri alınmalıdır.

Etik, ahlaki ve felsefi açıdan burada temel mesele yalnızca rüşvet alanın veya verenin cezalandırılması değildir.

Asıl mesele, kamu gücünün kişisel çıkara dönüştürülmesini engelleyen bir temiz toplum ahlakı kurmaktır.

Etik açıdan

Rüşvet, irtikâp, zimmet ve yolsuzluk; güven ilişkisinin kötüye kullanılmasıdır.

Özellikle kamu görevi söz konusu olduğunda suçun mağduru yalnızca devlet değildir; toplumun tamamıdır.
Çünkü kamu görevlisi kendisine emanet edilen yetkiyi kişisel çıkar için kullandığında:

Eşitlik ve adalet duygusu zedelenir.

Dürüst çalışan insanların hakkı yenir.

Kamu kaynakları azalır.

Devlete ve hukuka güven sarsılır.

“İşini parayla halletme” kültürü yaygınlaşır.

Sonuçta yolsuzluğun maliyeti halka yüklenir.

Bu nedenle yolsuzluk yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal bir çöküş sorunudur.

Ahlaki açıdan

Rüşvet ilişkisinde iki taraf da çıkar elde ederken üçüncü taraf, yani halk, zarara uğrar.
Bu nedenle mesele:
“Alan mı daha suçlu, veren mi?”
sorusundan ibaret değildir.
Asıl soru şudur:
“Halkın hakkı kim tarafından, nasıl ve ne kadar gasp edilmiştir?”

Rüşvet veren, haksız bir avantaj elde etmek için sistemi satın almaya çalışır.

Rüşvet alan ise kendisine verilmiş yetkiyi ve emaneti kişisel menfaate dönüştürür.

İkisi de adalet düzenini bozar.
Ancak burada çok önemli bir hukuk ilkesi vardır:

Suçluluk, kesinleşmiş ve adil bir yargılama sonucunda ortaya konulan delillerle belirlenmelidir.

İddia, söylenti, siyasi açıklama veya basına servis edilen bilgi mahkûmiyet yerine geçemez.

Felsefi açıdan

Yolsuzluğun kökünde çoğu zaman “ben”in “biz”in önüne geçmesi vardır.
“Ben kazanayım, toplum ne olursa olsun.”
“Benim çıkarım önemli, kamu hakkı önemli değil.”

“Gücüm varsa kuralları kendime göre değiştirebilirim.”
Bu anlayış yaygınlaştığında hukuk devleti yıpranır ve çıkar toplumu ortaya çıkar.

Temiz toplum ise bunun tersidir:
Kamu makamı imtiyaz değil emanettir.
Kamu malı kişisel mal değildir.
Yetki kişisel çıkar aracı değil, topluma hizmet aracıdır.
Hukuk kişiye göre değil, ilkeye göre uygulanır.

Masumiyet karinesi ve adil yargılama
Temiz toplum mücadelesi verirken hukukun temel ilkelerini çiğnememek zorundayız.
Bir kişi hakkında soruşturma veya dava bulunması, onun kesin olarak suçlu olduğu anlamına gelmez.

Özellikle devam eden davalarda medyaya servis edilen iddialarla insanların toplum önünde suçlu ilan edilmesi, masumiyet karinesini ve adil yargılanma hakkını zedeleyebilir.

Dolayısıyla iki ilke birlikte korunmalıdır:

Yolsuzluğa karşı tavizsiz mücadele + sanığın hukukî haklarına tavizsiz saygı.
Gerçek hukuk devleti ancak bu dengeyle mümkündür.

Haksız kazanç konusunda
Mahkeme kararıyla suçtan elde edildiği kesinleşen para, mal ve diğer ekonomik değerler haksız kazançtır.

Bunların suçtan doğan ekonomik menfaati ortadan kaldıracak şekilde geri alınması, kamu zararının giderilmesi ve gerekiyorsa kanuni faiz ve diğer yasal sonuçların uygulanması temiz toplum anlayışının önemli unsurlarındandır.

Çünkü yalnızca hapis cezası vermek bazen yeterli değildir.
Suçtan elde edilen ekonomik avantaj suçlunun üzerinde kaldığı sürece, suç ekonomik olarak ödüllendirilmiş olur.
Bu nedenle temel ilke şu olmalıdır:

“Suçtan kazanç sağlanamaz.”
Burada “pişmanlık” ve etkin pişmanlık gibi kurumların ise her olayda otomatik biçimde uygulanması yerine, bunların kanunun amacı, kamu zararı, zararın giderilmesi ve adalet ilkeleriyle uyumlu olup olmadığı açısından değerlendirilmesi gerekir.

Ceza hukukunda bu alanın sınırları kanunla belirlenmelidir.

Temiz toplumun temel ilkesini
Halkçı, Hakça Düzen anlayışında şöyle özetleyebiliriz:

Temiz toplum; suçsuz insanı suçlu ilan etmeyen, suçluyu da makamı, parası, siyasi gücü veya ilişkileri nedeniyle korumayan toplumdur.

Alan da veren de hukuk önünde eşittir.

Kamu malına el uzatan, kamu yetkisini kişisel çıkara dönüştüren ve toplumun hakkını gasp eden herkes, makamına ve konumuna bakılmaksızın hukuk önünde hesap vermelidir.

Çünkü kamu yönetiminde esas olan çıkar değil emanet, ayrıcalık değil eşitlik, sadakat değil liyakat, korku değil hukuk, kişisel menfaat değil kamu yararıdır.
Temiz siyaset, temiz toplumun; temiz toplum ise adaletli devletin temelidir.

Kemal Tekir
Halkın sesi

Kemal Tekir
Kayıt Tarihi : 25.08.2026 17:57:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!