insan ruhunun en gerçek kısmı
gizli bir bahçe gibidir,
herkese açılmaz kapıları.
rüzgar bile usulca dokunur dallarına,
çünkü bilir .
her dokunuş bir hatıradır,
her hatıra biraz yara.
bir kalbin içinde saklıdır
söylenmemiş cümlelerin gölgesi,
yarım bırakılmış vedaların izi,
ve kimsenin bilmediği geceler.
öyle geceler ki
insan kendi sesinden bile saklanır,
aynaya bakarken bile
gözlerini kaçırır kendinden.
insan ruhunun en gerçek kısmı,
ancak anlayabilecek birine kendini açar.
çünkü anlaşılmak
sevilmekten bile daha derin bir sığınaktır bazen.
birinin seni dinlerken susması,
sözlerinden çok gözlerine inanması,
yargılamadan beklemesi.
işte o zaman
kilitler kendi kendine çözülür.
o zaman insan anlatır.
çocukluğunu,
hiç unutamadığı bir kokuyu,
kalbini ilk kıran cümleyi,
geçmeyen bir akşamüstünü,
ve kimseye söylemediği korkularını.
ruh dediğin
yüksek sesle konuşmaz aslında,
fısıldar sadece.
yanlış kulaklarda kaybolur,
acele eden insanlarda yorulur,
sabırsız kalplerde susar.
ama doğru insan geldiğinde.
kelimeler yürümeyi öğrenir yeniden.
gözyaşları utanmaz artık,
eller titremez,
sessizlik ağır gelmez.
bir bakış yeter bazen
buradayım demeye,
bir omuz yeter
yıkılmadan ağlayabilmek için.
ve insan anlar.
yalnızlığın kader değil,
yanlış kapıların sonucu olduğunu.
çünkü herkes sevemez bir ruhu,
herkes taşıyamaz bir kalbi.
bazıları sadece bakar geçer,
bazıları duyar ama anlamaz,
bazıları ise
en kırılgan yerinden incitir insanı.
bu yüzden saklanır ruhun en gerçek kısmı,
derinlere gömer kendini,
bir gün biri gelir diye
acele etmeyen,
kaçmayan,
anlamaya çalışan biri.
ve o biri geldiğinde
insan ilk kez korkmadan susar,
ilk kez susarak konuşur,
ilk kez görünmeden görülür.
o zaman anlarsın,
ruh aslında hiçbir zaman kapalı değildi,
sadece yanlış kalabalıklarda üşüyordu.
ve bir gün
bir çift gözde
kendine benzeyen bir yalnızlık bulursun.
işte o an,
ruhun en gerçek kısmı
yavaşça kapıyı aralar.
ve ilk defa
evine dönmüş gibi hissedersin.
Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 26.2.2026 19:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




her dokunuş bir hatıradır,
her hatıra biraz yara...
harika mısralar evet ama, böylesi mısralar yazanların hayatları o kadar da harika geçmemiş demektir...
.
...
.
yakınına düşen sevdaya iyi bak…,
/canbaz/
ki bu canınla kumar oynamaya benzemez,
çift kutuplu bir ip gibi,
sonuna vardığın an,
başladığın yer
uzağında kalıyor…,
ki bakma aşağıya,
uçurumdur ayaklarının altında
seni çağıran…,
biliyorum eski bir korkuyum ben;
gün/ah/kâr, siyah muska...,
ah;
ellerini göğe her açışında
çatlıyor yüreğim duana…,
aklının çeperlerine çarpıp duran
bu kanayan imgeler,
hep o şiir/de son buluyor canbaz,
çöz gözlerinin düğümünü
yürüdün ve bitti yol…,
her ayrılığın vardır elbet,
sarmaş dolaş kavuşması,
sarıl/sarıl/sarıl...;
görmüyor musun,
gözkapaklarına ektiğim
gül tohumları,
ser/inde tomurcuklanıyor...,
ah,
son buluyor can/baz
çöz gözlerinin düğümünü,
yürüdün ve bitti yol…,
her ayrılığın vardır elbet,
sarmaş dolaş kavuşması,
sarıl/sarıl/sarıl...;
görmüyor musun,
gözkapaklarına ektiğim
gül tohumları,
ser/inde tomurcuklanıyor...,
ah çocuksun sen…,
ah ki ah;
ah kere ah,
ki;
aşk çift kutuplu bir haindir zaman zaman,
bir yanı çökkünlüğe bir yanı uçkunluğa bakan,
kol kol çayları dereleri kendisinde toplayan,
bir ulu ırmak olup uçurumlarda çağlayan,
aşk…,
hayata düşman bir intihardır,
an be an...,
ki gayet dengeli dizelerim yâre ulaştıkça,
ve çok daha iyi ve stabil oluyorum,
hoşnut kalıyorum hayatta olmaktan ve
deniz havasını solumaktan…,
hiç de yorulmuyorum,
yâri okuyup, yâre yazmaktan,
ve hep derdim ki öldüğümde,
kabrime fesleğen dalları konulsun,
lakin şimdi,
kefenime lavantalar serpilsin istiyorum…,
sen ne büyülü bir sandıksın yâr ki,
içinden ne çıksa,
üstüme başıma yaraşıp yakışıyor;
ah…,
TÜM YORUMLAR (1)