Sevda, ansızın düşen bir yıldırım değil,
Toprağa ağır ağır sızan bereketli bir yağmurdur;
İçten içe yeşeren, kök salan, vazgeçilmeyen...
Gözlerin ardındaki o bitmeyen ışık,
Adını koyamadığın ama her nefeste hissettiğin o genişliktir.
Aşk, fırtınalı bir denizin en hırçın dalgası;
Bir yanıyla yıkan, bir yanıyla arındıran...
Korkusuzca ateşe yürümek,
Ve o ateşte yanarken bile üşümeyi unutmaktır.
Mantığın bittiği, kalbin kendi lisanını kurduğu o kutsal delilik...
Sevgi, o fırtınadan sonra sığınılan dingin liman,
Emekle örülen, sabırla demlenen bir dostluktur.
Bir elin sıcaklığında koca dünyayı bulmak,
Kusurları birer süs gibi görebilme zarafetidir;
Eskidikçe kıymeti artan, tozlanmayan bir aynadır sevgi.
Ve Özlem, ah o bitmek bilmeyen hasret...
Mesafelerin değil, zamanın bile yetmediği o boşluk.
Bir sesin yankısında uyanmak gece yarısı,
Eksik kalan bir yanını hep başkasında aramak...
Dağların ardındaki duman gibi çöker insanın üstüne;
Gidilmeyen yolların, söylenmeyen sözlerin o ağır yükü.
Hepsi tek bir yürekte düğümlenir;
Biri gider, diğeri gelir...
İnsan dediğin, aslında bu dört iklimin toplamıdır.
Kayıt Tarihi : 21.3.2026 23:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!