Afyon tütünleri içen sokak çocukları görünürdü penceresinden.Ve bu ağır tütün kadar ağırdı bu şehirde yaşamak...
Ne zaman tuz koksa rüzgar,denize vururdu kendini.Elleri paramparçaydı ağlardan.
Geceleri bir parça beyaz peynir ve rakı yetiyordu eski sevdalarını yeniden yaşamasına.
Afyon tütünleri içen sokak çocukları görünürdü penceresinden.Ve bu ağır tütün kadar ağırdı bu şehirde yaşamak..
Ekim'di.Kış geliyorum diyordu artık.
Deniz bir başka hırçındı,gün geçtikçe huysuzlaşıyordu.Ama yine de ne zaman bir martı sesi,ne zaman tuz kokusu...gidilmeliydi.
Bütün sevdaları yarımdı,en son sevdiği de bırakıp gitmişti onu.Zengin bir tüccarla evlendiği duyuldu sonraları...
Çiçekli badem ağaçlarını unut.
Değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saclarını güneşte kurut:
olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın
Devamını Oku
Değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saclarını güneşte kurut:
olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta