Bügün Bayram kimseye küs kalmayalım
Barış ve birlik beraberlik içinde olalım Kırmayalım kalpleri
kırmayalım gönülleri, Sevelim sevindirelim çocukları sayalım büyükleri.
Arayalım bulalım dostları ve arkadaşları
Bügün Bayarm Ziyaret edelim geçmişleri
Dualarımızı eksık etmeyelim analım Şehitleri
..
Şirin ilçem Çayeli, çayın diyarı Rize,
Yeşili döşeğimiz, mavisi yorgan bize.
Şimdi uzakta değil, ben de Çayeli’ndeyim,
Köpüklenerek akan berrak şelâledeyim.
Suların kavuştuğu Karadeniz orada,
Tabii güzellikler katmerleşmiş burada.
..
İnanmadın sevgime terk edip gittin
Mutluluğu başka yerde aradın
Gururun uğruna kendini yıktın
Gül rengin soldu mum gibi sarardın.
Seni benim kadar içten kim sevmiş
Gülen yüzün bak ki ne hale gelmiş
..
Sen, Ben, hasret ve aşk
Dört bilinenli denklem
Çaydanlık, demlik, ateş ve dem
Onlar da senle ben gibi
Yudumlamak istersen tadını
Demlemelisin sabırla çayını
..
Sevgisin sen gönüllere,
Kardeşsin sen tüm illere,
Mezra, mahalle, köylere,
Ardahandan selam sana.
Yamanız biz, hem çok yaman,
Düşmana vermeyiz aman,
..
S........Sen her zaman kalbimdesin,ya sana sorsam ne dersin?
E........En kederli anlarımda,bırakıp beni gidersin.
N........Ne suçum varki sevgilim,bana nefretle bakarsın,
H........Hiç merhametin yokmudur,her an aşkınla yakarsın.
E........Ela gözlerine baktım,sanki ok fırlattın bana..
R........Renkten renge soktun beni,bu yakışırmıydı sana..
..
Âşık İSLÂMİ:
Resûlûllâh (Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdular
“KİM (beş vâkit) FARZ NAMAZIN ARKASINDAN ÂYETÜ’L-KÜRSÎ’ yi OKURSA O KİMSE, DİĞER NAMAZA KADAR ÂLLÂH’IN ZİMMETİN DE(himâyesinde) DİR” (Hâdîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr)
BÜTÜN İNSÂNLAR PEYGAMBERİMİZE ÎMÂN İLE MÜKELLEFTİR
Âdem Aleyhisselâm ile Havva vâlidemiz ve şeytan hepsi Cennet ’ten indirildi Yeryüzüne indikleri zaman Âllâhü Tealâ, kendilerine TEVBE’nin kabûlünün icâbı olarak şöyle buyurdu: Dedi ki: “İnin ora dan hepiniz Sonra benden size ne zaman bir hidâyetci (Resûl veyâ kitâb gibi herhangi bir delîl) gelir de kim o hidâyetçimin izinde gid erse (ona tabî olursa) onlara bir korku yoktur ve mahzun olacaklar onlar değildir” (Bakara Sûresi, 38 Âyetin Meâli)
Âllâhü Tealâ herhangi bir zamanda gelen hidâyetine tabî olmala rı şartıyla bunu vaad etmişti İşte Âdem Aleyhisselâmın tevbesinin semeresi olan bu vaad kıyâmete kadar devâm eder Böyle bir hidây ete nâîl olan kimselerin Muhammed (Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem) E fendimiz’in Peygamberliğini inkâr etmeleri düşünülebilir mi? ...
..
Nasıl güle zar eylerse bir bülbül
Bende bir ceylanı anmak isterim
Sediğim bir aslı,ben olam kerem
Tutuşup aşkıyla yanmak isterim
Esen bir yel olup kalbime dolsan
Çıkıpta gitmesen hep orda kalsan
..
U........Unutamam seni ben bilki ömrüm boyunca..
N........Neşem kaybolur inan yanımda olmayınca.
U........Unutulmaz,sarsılmaz,sevgini taşıyorum..
T........Tek olan ümidimle,aşkınla yaşıyorum..
A..... .. Aydınlığım ancak sen, karanlık günlerimde..
M........Mevlamdan dilediğim,olasın kaderimde..
A........Aşk deryasına daldım,zordur burda yüzmesi..
..
Ne sağcıyım ne de sol
Hak ve batıl iki yol
Sen vatanım sen sağ ol
Zulmet ve nur "bir" de ben
Aynı bayrak aynı din
Aynı tarih aynı şan
..
Allah birdir manası,müminlerin narası,
Sözlerin en alâsı,lâilâhe illallah
Haz verir gönüllere,tat verir o dillere
Zevk verir müminlere,lâilâhe illallah
Hakkı bize bildirir,mümini sevindirir
..
Nedir bu hal,aylardır koşuyorum ardından?
Kalbine girmem için vize mi istiyorsun?
Sih çölünden bir vaha,kutuplardan buzdağı,
Kaçkar yaylalarından göze mi istiyorsun?
İpekböceği gibi işlemişim sevgiyi,
..
Şakirtlerle Sohbet
Severim şakirtleri hepsi birer mahbube,
Hele sohbet anında mevcut ise maklube,
Sohbetle doyamayan doyar çalakaşıkla,
Her şifa o mekanda gerek kalmaz tabibe!
..
Sınama sabrımı zorda kalırsın,
Soluğunu Niğde de Borda alırsın,
Yediğin tokadı şimşek sanırsın,
Vatana bağlıdır milletim benim.
Nevşehirde barındırmaz itleri,
Kırşehirde silkelerler bitleri,
..
Yetmiş altı haziranın, unutulmaz bir günüydü,
Yağmurla geçen o günü, hatırlamak bir ölümdü.
Gün çarşamba,saat onbir,beklediğim an yaklaştı
Yanına vardığım zaman,vefasız yar uzaklaştı.
Yakasını bırakmadım,lutfen bir dakika dedim,
Severek ayrılmak için,elveda demek istedim.
Şaşırıverdim aniden,duyduğum beter ölümden,
..
Başka alemlere seninle daldım,
Yetiş kara gözlüm,aşkınla yandım.
Anladım ki benim kalbimi çaldın,
Böylece gönlümde yalnız sen kaldın.
Birleşelim diyordun, bilmem ki neden durdun,
Şaka mı yaptın, yoksa bahane mi uydurdun.
..
Güzellik nedir?
Çirkin denen şey yoktur, güzellik hakikattir,
İnsanı güzel görmek ilahi talimattır,
Yaradanın mesajı gayet açık değil mi:?
Kalbinde iman olan eşrefi mahlukattır.
..
Fatih ve İstanbul
Ne zaman adını duysam ben İstanbul’un.
Derim; O’nun sözüdür Osmanlı’nın izi.
Hani haykırmıştı; fetih var hazır olun.
“Ya biz Bizans’ı alırız, ya Bizans bizi.”
..
Bir kadın,sevgi dağarcığından kopup
Nem kokan çayların arasında bulursa kendini
Ayakları sızım sızım sızlıyorsa romatizmadan
Hele ki dayanmışsa otuz yaşın bedeni
Daha nereye kadar,
Nereye kadar gülümseyecek gözleri?
..
Yıl 1997... Ankara neresi, Patnos neresi? Haritada bile yerini zar zor bulduğum Ağrı ilinin Patnos ilçesindeki usta birliğinde çavuş rütbesiyle bölük yazıcısı olarak askerlik görevimi yapıyordum. Ben askere yaşıtlarımdan yedi yıl sonra gitmiştim ve yaşça da bir çoğundan büyüktüm.Terhis olmamıza kırkbeş gün vardı. Kokusuna, lezzetine aylardır hasret kalmıştık, canımız öyle bir sucuklu yumurta çekmişti ki, düşünmesi bile karnımızı acıktırmıştı. Başka bir bölükten elektrik ocağı bulmuştuk. İlk ve son kez kendi ellerimizle yemeğimizi hazırlayıp afiyetle yiyelim demiştik. ’Laz oğlu Onbaşı Zafer' -komutanlar kendisine öyle hitap ederdi- ve Zafer’in başka bölüklerden iki laz hemşehrisi ile birlikte bir hafta sonu gece yarısı ortalıktan el ayak çekilince yemekhanede sahanda tereyağlı sucuklu yumurta yapıp karadenizden gelen halis muhlis çayımızı da demlemiştik. Dikkat çekmemek için yemekhanenin ışıklarını yakmamıştık. Koridordan süzülen loş ışıkta yemeğimizi yemeye başladık. Onbaşı Zafer karadenizlilere özgü o sevimli şivesiyle :
- Murat Çavuş, sevilduğunu bil daaa! Aramiza asker ocağunda başka kımseyu almayuz ama sen de bızdensun, harbi delıkanlu arkadaşsun, demişti.
Ekmeğimizi tereyağına bandıra bandıra büyük bir iştahla yedik.Yemeğimizi bitiremeden, daha keyif çayımızı içemeden nöbetçi komutanın postasına yakalandık. Aniden yemekhaneye girip ışıkları yaktı ve bizlere burada ne yaptığımızı sordu. Posta, komşu bölükten Adanalı bir onbaşıydı. Zaman zaman da selamlaşırdık. Ben de durumu izah edip bizi idare etmesini söyledim. "Peki" deyip gitti fakat beş dakika sonra geri dönüp yanında getirdiği kalemle bir kâğıda tek tek isimlerimizi yazdı ve nöbetçi subaya vereceğini söyledi. Önce şaka yaptığını sanmıştım, alt tarafı yemek yiyip çay içmiştik, isimlerimizi vermez diyordum, gidip ispiyon etmiş bizi. Zafer’in iki laz arkadaşı o gece misafirimiz olduğu için onların da zarar görmesini istemedik ve suçu Zafer ile birlikte üzerimize aldık. Hakkımızda disiplin cezası uygulandı.
Suçumuz : ’Emirlere ve talimatlara aykırı şekilde hareket ederek devletin elektriğini özel işimizde kullanmak.’ idi.
..



