İstanbul’da yaşıyorum
Bu elli ikinci yılım
Boğaziçi Köprüsü’nde Avrasya Maratonu’ndayım
Çevreme bakıyorum, bu şehre sevdalıyım
Bakarken hayale dalıyorum:
Sanki başka bir işim yokmuş gibi
Yaşamı tartıyorum zaman zaman;
Kefenin bir tarafında olaylar,
Diğer tarafında, acı ya da tatlı duygular…
Bazen tatlı bulamıyorum dengeyi sağlamaya,
Bazen de dengeliyorum acıları küçücük tatlılarla…
Aşk işte; acı, yara ve anı
Tabii böyle de denebilir bittiğinde
Pekiyi yaşamasaydık o güzel günleri
Yapılabilir miydi bu tanı?
Vakit gece yarısı
Hava soğuk, karanlık etraf
Sadece kar tanelerinin beyazı
Aydınlatıyor doğayı…
Ne mehtap yardımcı oluyor, ne de yıldızlar;
Üşümemek için bulutların arkasına kaçmışlar.
Tamam unutma
Ama bırak o tatsız anıları bir kenara,
Sürdürme bu huzursuzluğu ne olur.
Geçmişi mi sorgulayacaksın ömür boyunca?
Hepimiz hata yaptık yaşadığımızca
Bence dön geleceğe yüzünü
Zam gelmeyen ürün mü kaldı ülkede?
Zam formülü her an hükümetin elinde
Zaman yine toplu iş sözleşmesi zamanı
Zam istiyor yine iş görenler
Ne zaman gelse bu stresli günler
O zaman endişeleniyor işverenler
Sanki pergel ve cetvel ile çizilmiş çizgileri;
Her biri mesleğinin piri,
Cem, Zeki, Levent, Ferhan, Turgay
Ve daha niceleri unutulamaz anılarda…
Metin, Müjdat, Genco, Fazıl.
Bir garip düzen;
Verenden daha çok isteyen,
Vermeyene daha çok veren,
Nasıl bir el bu?
Anlayamıyorum!
Öylesine yüce, öylesine güzel bir duygu
Bazılarına göre çok zor onu yaşamak
Bazılarına göreyse bir tabu
Aslında kolay onu tanımlamak
Sevdiğinin yapmak istediğini yapmak
İşte hepsi bu…
Hayır hayır kesinlikle korkmuyorum;
Zaten niye korkayım ki ölümden?
Korktuğum bambaşka bir şey,
Yok, aslında bambaşka da değil
Birçok insan korkuyor aynı şeyden;
Ayrılmak istemiyorlar; güzelliklerden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!