Ey nazlı çiçeğim
Ben sen kuruma diye
Denizi içmiş gönlümde damıtmışım
Tuzunu kalbimdeki yarama akıtmışım
Şair Resul diye nam salmışım
Ancak yine de sana aşık kalmışım
Elinde bez
Ne büyük şeref
Kabe-i Muazzama'da toz almak
Milim milim gez
Ne büyük şeref
Kabe-i Muazzama'da bekçi olmak
Ne çok aradım seni bu şehirde
Saat Kulesi'nin gölgesinde
Kordon'un serin sularında
Kumru yiyen kızların bakışlarında
Onlara aşık kumru kuşunun kanatlarında
Gevrek gagalayan güvercinlerin dudağında
Ne gezersin gönlümde
Güneş bile gitti sevildiğinde
Gece zoraki duruyor
Fazla iddialı olma
Sen de gideceksin
Birkaç saate kokun dahi kalmaz
Ben neşe rengi bulutlardanım
Kaplıyorum semaları günlerdir
Ha yağdım ha yağacağım
Dağ taş yemyeşil kesilir
Kuşları feryadı figan
Fideleri, gülleri kuruyan
Ne vakit bende sözler tükense
Oturur gözlerini hayal ederim
Binlerce destan birikmeye başlar içimde
Ne vakit ruhum sıkılsa
Kalkar, seni keşfe çıkarım
Yanaklarında mola verir
Doğrulmuyor artık hislerim
Bükülmüş içimde ne varsa
Örülmüş korkuyla düşüncelerim
Doğmuyor güneş, nasıl battıysa
Neydi eksik olan
Sevişim mi
Bakışım mı
Dokunuşum mu
Bilemedim
Çekiverdin kendini
Ha Resul ha otobüs durağı
Beklemişsin neye yarar
Bellidir zamanın seni benden alacağı
Beyaz ellerin sarsa da neye yarar
Dünden belli yaranın kanacağı
Merhemsin yaraya neye yarar
Yağmur, duyarım ninni gibi mırıldanışını
Huzur örtünürüm şal gibi yağışını
Kokun kucaklayıverir aniden ve hepten
Sesin ruhumu emzirir geceden gündüzden
Gel ıslat şöyle varlığımı
Güzelliğe boğ aklımı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!