Dünyadan düşerken;
Çizebilmek isterdim tutunamadıklarımı.
Önce seni...
Gözlerine denizi,
Saçlarına ormanı,
Gülüşüne yıldızları düşürür;
Bakışına yanardağları
Gözyaşına bulutları ağlatırdım..
Hayatı ellerine çizmeliyim.
Ölümü susuşuna,
Cenneti kuytuluğuna,
Cehennemi unutuşuna.
Peki ya sesin!
Bir gece yarısında
Kokuna esir bir istasyonda
Seni bekleyen bir mavi tren çığlığında
Sesini de çizmeliyim karanlığa.
Sonra çiçekleri.
Karanfili, gülü, orkideyi
Mahrem yerlerine.
Menekşeyi, papatyayı, patları
Saçlarına sonra.
Dudaklarına Aslı'nın şehvetini,
Ve Ahmed Arif'in hüznünü
Nazım'ın hasretini
Pir Sultan'ın cesaretini bakışlarına.
Sonra seni tekrardan.
Sen! Tutunacak onca şeyin varken,
Bir türlü tutunamadığım.
Sen bir kabus sancısı gibi çöreklenen ömrüme.
Sen çocukluğumun ürkek telaşları,
Ergenliğimin düş kırıkları,
Adamlığımın şiir kırıntılarısın.
Sen! Unutulacak onca şeyin varken,
Bir türlü unutamadığım.
Sen bir ajanda sayfasında yaşattığım.
Uçurumların eşiğinde bıraktığım.
Sen uğruna yaşlandığım kadınsın.
Dünyadan düşerken
Çizebilmek isterdim tutunamadıklarımı.
Bir fırçayla seni.
Bir fırçayla beni.
Kayıt Tarihi : 4.1.2007 13:44:00
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
TÜM YORUMLAR (1)