Asfaltın bütün sıcaklığı
sararken şehri ateşe,
bütün insanlığın
Ölümünü tanrım
Uyuşturucunun boğazına yapışıp
kıvranarak giden delikanlıyı tanırım,
sabah vardiyasında
kolunu makineye kaptıran işçiyi tanırım —
kan, demir, çığlık, tek bir anda.
İki odalı evde
çocuklarına rezil düşmemek için
öteki odada kendini asan babayı tanırım.
Sessizliği bıçak gibi keskin.
Issız bir köy yolunda
kendinden beş yaş büyük bir adamla
evlenmemek için
ipte sallanan on altısındaki kızı tanırım.
Amansız hastalığın kucağında
evladı için son damla terini
sırtına yükleyen anayı tanırım.
Dağda, son mermiye kadar
direnip, al kanıyla toprağa düşen
kızıl gülüşlü gerillayı tanırım —
ölürken bile dişleri sıkılı.
Vatanından koparılmış,
yarın öleceğini bilip
yine de dudaklarında ince bir tebessümle
göç yoluna düşen adamı tanırım.
Ve ben,
bütün bunları seyrediyorum.
Dehşet hücum ediyor göz bebeklerime
ama gözlerimi kaçırmıyorum.
Efendiler!
Razı değilim bu düzene.
Devri devran olur
Çağların gölgesinden kurtulacak bu halk.
O uyuşturucuda boğulan çocuk,
o kolunu yitiren işçi,
o kendini asan baba,
o on altısında gömülen kız,
o dağda kanıyla gülen gerilla,
o yarın öleceğini bilip gülen göçmen…
Hepsi birden
hesap soracak.
Ve o hesap
ne kadar kanlı olursa olsun
güzel olacak.
Kayıt Tarihi : 17.1.2026 02:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!