Akşam üzeri istasyonun arka tarafındaki boş arsadan geçiyordum.
Gökyüzü kurşuni, hava ağırdı.
Raylardan metal kokusu yükseliyordu.
Nereye vardığımı bilmeden yürüyordum.
Çöplerin yanında bir kedi gördüm.
İnce. Kirli. Sessiz.
Bir poşeti eşeliyordu.
Beni fark edince durdu.
Göz göze geldik.
Kaçmadı.
Sadece gerildi.
Açlığı korkusundan büyüktü.
Başını yeniden poşete soktu.
Hayatı basitti.
Bir lokma.
Bir kuytu.
Bir gece daha hayatta kalmak.
Zamanı gelince bir başka kediye sokulmak.
Yavrulamak.
Devam etmek.
Bildiğim bu kadar.
Onu izlerken içimde ince bir sızı büyüdü.
Onun hayatı zor ama nettir, dedim.
Benimki neden bu kadar sisli?
O düşünmeden yaşıyor.
Ben düşünerek eksiliyorum.
Cebimde ellerim.
Rüzgâr yüzümü kesiyor.
Varoluşumun açlığını tartacak bir terazi yok bu dünyada.
İçimdeki boşluğu kimse bilmiyor.
O çöpten lokma çıkarıyor.
Ben hatıralardan teselli çıkaramıyorum.
Bir anlığına onun kadar sade olmak istedim.
Sadece üşümek.
Sadece acıkmak.
Sadece doymak.
Kedi küçük bir parça buldu.
Ağzına aldı.
Hızlıca uzaklaştı.
Gölgesi karanlığa karıştı.
Ben kaldım.
Rayların soğuğu içime yürüdü.
Yürümeye devam ettim.
Ama nereye gittiğimi yine bilmiyordum.
Kayıt Tarihi : 13.2.2026 11:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!