Merzifon’daki karşı komşumdu, Tevfik Baba,
Maliyeden emekli, tevellüt 1943 derdi hep…
Haram lokma geçmemiş boğazından…
-Bu meslekte haram yeseydim,
Şimdiye kadar apartmanım olurdu, derdi…
Tek katlı müstakil bahçeli bir ev alabilmişti,
25 yıllık emeğine mukabil…
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




üstad bir MERZİFON lu olarak hemşerim tevfik baba ya göstermiş oldugunuz saygı için teşekkür ederim okurken gözümden yaşlarda süzülüp gitti kalemin daim olsun....
Ahmet Abi yüreğine, diline sağlık gerçekten çok duygulandım.Acılarımızı öyle güzel dile getirmişsin ki......Hıçkırıklarla okudum.Gülnihal şimdi genç kız oldu.Çok başarılı, hanımefendi bir kız oldu.Acılara rağmen hayata tutunduk. Yaşayıp gidiyoruz.Zaten hepimiz öyle yapmıyormuyuz? Bu dünya acı ve tatlı bir arada, biz insanlar için.Çok teşekkürler.Sizede sonsuz mutluluklar diliyorum.Özlem........
Dost,sevecen.vefalı bir komşunun hayatının dramını içten ve samimi duygularla ilhamlayan beğeniyle okuduğum şiirinizi tebrik eder,başarılarınızın devamını dilerim.Selam ve sevgilerimle esen kalınız.
Erdoğan Vural
tevfik baba nurlar içinde yatsın....
sayfanızda da ziyaret ettim...
çok güzel bir anlatım,okurken adeta yaşadım o sahneleri birebir...
emeğinize sağlık ve teşekkürler bizlerle paylaştığınız için....
lk gecenin sabahında uyandım,
eşim yanımda yoktu,
kapı açıktı, Gülnihal bana bakıyordu salondan…
Beni, babasının yerine koymuştu besbelli…
Çağırmamı bekler gibi içi gülüyordu,
sevgiyle bakan gözlerinin…
Çağırdım, gelmedi, belli ki utanıyordu sabi…
O esnada Samiye Teyze girdi salona,
Anlamıştı torununun ıstırabını, niyetini…
-Hadi Gülnihal koş atla yatağa, dedi.
Anneannesinden cesaret alan Gülnihal sarıldı boynuma,
Baba hasretini giderir gibiydi yavrucak…
Sarıldım öptüm O’nu kızım niyetine…
Ağladığımı belli etmeden…
Çok sevinmişti küçük kız…
OKURKEN KOPTUĞUM VE DUYGULARIMIN GÖZYAŞI OLARAK DÖKÜLDÜĞÜ BÖLÜM ABİM..NE MUTLUKİ BİR ÇOCUĞUN MUTLU OLMASINA VESİLE OLMUŞSUN..ALLAHTAN RAHMET DİLİYORUM TEVFİK BABAYA..GÜZEL YÜREĞİN DERT GÖRMESİN NUR ABİM BENİM..
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta