O, mesafenin inkarıdır. Fiziksel bir boşluğu, titreşen bir ses dalgasıyla anında aşan, sıcak ve metalik bir yanılsama kutusu. Anteni, dünyayla değil, ihtimalin kendisiyle iletişim kurmak için uzanmış, gergin bir sinir ucudur. Radyo, duyulamayanın, var olduğunu kanıtlayan bir mucizedir.
Düğmeler, bir coğrafya haritası gibi döner; her frekans, başka bir hayatın, başka bir yalnızlığın kapısını aralar. Statik cızırtı, ulaşmak istenen netliğin hemen yanındaki kaosun sürekli hatırlatıcısıdır. Bir geçiş bölgesidir; netlikten sese, sesten ise yeniden sessizliğe yapılan anlık bir yolculuk.
O, ne görüntüye ne de somut bir varlığa ihtiyaç duyar. Sadece bir ses tonuyla, dinleyicinin zihninde bütün bir manzarayı inşa eden, saf bir yaratım gücü. Radyo, dinlemeyi değil, hayal etmeyi zorunlu kılan, karanlıkta parlayan, alçakgönüllü bir tanıklıktır. Geçmişin şarkılarıyla geleceğin haberlerini aynı anda taşıyan, zamansız bir yankı.
Bir kız kardan hafif adımlarıyla yürüyüp geçti hayal içinde
Arkadaşlarımı düşündüm, sevgili şeyleri
Sanki her şey bizimle var ve bizimle olacak
Şarkılar çaldı odalarda
Bütün insanları sevmek gerektiğini düşündüm




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta