Bir prs, hemde hukukçu.
Hemde sami selçuk.
Biliyor ve bilerek konuşuyor. Diyor ki "baş örtüsü " mağdurları. Diyor ki "ikna odaları". Ve devam ediyor, cumhurbaşkanı'na hakaret " bana yapılmış bir hakarettir." Diyor. Fransadan örnek veriyor.
Bunlara kimse itiraz etmiyor. Edemiyor. Cumhurbaşkanı kullandığı dil itibarı ile kendi vatandaşlarına hakaret etmemesi gerektiğini bilmez mi? Cumhurbaşkanı, kullandığı dil itibarı ile örnek olması gerekmez mi? Bu adam, yani prs konuşurken öyle özenli bir dil kullanıyor ki, ve de diyor ki siyasiler diline özen göstermeli. Diline özen göstermeyen bir cumhurbaşkanı, nasıl cumhurbaşkanı oldu diye, kendisi bir hukukçu olarak sorgulama gereği hissetmeden her şeyi oldu bittiye getirmekte.
Laiklik konusunu anlatırken de çok güzel anlatıyor. Anlatıyor da, bireyin, birey olarak tekamülü eğitimle sağlana bilirliğini niye öteliyor? Ona göre baş örtüsü, sanki kişinin her hangi bir baskıya uğramadan kendi gelişim süreci içinde ulaştığı bir sonuçmuş gibi anlatıyor. "Arka bahçe" kavramı bir siyasi söylem değilmiş gibi konuşuyor. Eğtim sisteminin nasıl bozulup, olmayan kavramları, kavramlaştırıp, bunlarda bir kavrammış gibi topluma nasıl dayatıldığını bile bile göz ardı etmekte.
Bu prs, bireyin çağdaşlaşması için değil bireyin çağ dışına itilmesine örtülü olarak destek vermekte.
Turkiye'de aydın olmak eğer bu prs gibilerse, bu prs'ler toplumu aydınlatmak yerine, toplumu daha büyük bir karanlığa bilerek sürüklemeyi bir görev olarak çok iyi yerine getiriyorlar.
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta