Prematüre Ölüm Şiiri - Aytaç Korkusuz

Aytaç Korkusuz
49

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Prematüre Ölüm

Ölüyorum usul usul...
ölüyorum kimsesiz ve sessizce
Bir mum gibi eriyorum karanlıkta
gölgeyle dost, ışıkla düşman olmuşum

Zamanın celladı vuruyor nabzıma
her tik-tak düşer sonsuzluğa
Ne sesim kalır, ne de bir çığlık
düşlerim bile terk etti, suskunlukla

Kalbimde kırgın bir zaman saklı
ne dün var tutunacak, ne de yarın
Gözlerim içime dönmüş bir ayna
baktıkça kendimi yitiriyorum

Erken geldim bu hayatın kıyısına
acılar zamansız, ağlamaya vakit yoktu
Düşünmeden yürüdüm kırılgan yollarda
prematüre bir doğumun gölgesinde saklandım

Adım anılmıyor artık sofralarda
gülüşüm sarkıyor yağmur oluklarından
Bir fotoğrafın sararması kadar solgun
bir mezar taşı kadar unutulmuşum

Ne biri sorar “iyi misin?” diye
ne bir sokak döner yüzünü bana
Öylesine silik, öylesine eksik
gittikçe siliniyorum hayattan

Sözlerim küsmüş dudağıma
anlatacak ne kaldıysa, sustu çoktan
Bir sancı gibiyim gecenin koynunda
uyuyamayan karanlık kadar yorgun

Gözümde rengi solmuş anılar
içimde eksik kalan sesler var
Her nefes, toprağa biraz daha yakın
her yalnızlık, ölüme biraz daha alışkın

Pişmanlıklar diz çökmüş kapımda
keşkelerle dokunmuş gecelerim
Bir adım geç, bir kelime eksik
her şey olmaması gerektiği kadar

Yüksek şeker genimde ağır bir yük
bacaklarımda iyileşmeyen yaralar
yüreğimdeki derin çatlaklarla birleşir
yalnızlığın mahzeninde akar

Zamanım erken kesildi, yolun başında
aceleyle yazıldı hikayem, kırık ve yarım
Yanlış seçimler, düşünmeden alınan kararlar
prematüre ölüme doğru hızlıca sürüklendim

Gitarım kırgın, parmaklarımda sancı
çünkü düşerken burulan kolumun aksı
Nefesim kesildi, şarkılar yarım kaldı
sessizliğe teslim, yalnızlık sardı

Dilim sustu, içim haykırdı
notalar değil, sızı döküldü
Geç kaldım duymaya kendimi
kimse kalmadı, yankım kayboldu

Bir ömür verdim susmalarıma
bir hayal gömdüm her yanlışın altına
Şimdi aklım başımda, ellerim boşta
geç kalan akıl, ömürle tokalaştı

Sönüyorum içimde kalan sözlerle
siliniyorum kimsenin bakmadığı yerden
Anlamımı kaybettim zamanla
bir hikâyeden düşmüş cümle gibi

Kaldırımlar tanık yorgun adımlarıma
gözlerim boşlukta bir mezar arıyor
Toprakta yatanların unutulmaz izleri
adlarını fısıldıyorum, rüzgarda savruluyor

Ölüyorum sessiz sedasız...
Bir nefes gibi, kaybolup giderken
Ne bir uğurlayan var, ne de kalan
düşmüş bedenim, ve eksilmeyen hiçlik kaldı.

Aytaç Korkusuz
Kayıt Tarihi : 4.8.2025 01:44:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Bu şiir, ölümün kendisini değil, bir zamanlar sevdiğim, inandığım, konuştuğum herşeyden gölgelere kaçışımı anlatıyor. Gürültüsüz, gösterişsiz yavaş yavaş silinişimi..İçeriden gelen bir solgunluk bu; ne bir feryat var ne de sitem. Sadece fark edilmemiş bir yok oluşun notasını düşmek istedim dizelere. Evet sessizliğe karışan seslerin notası..Belki siz de o seslerden birisinizdir, kim bilir..

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Mustafa Bay
    Mustafa Bay

    Hikayeyi okuyunca
    Daha net anladım,

    "Doğumun prematüre olanı"
    Yani zamansız olanı nasıl var ise,

    Ölümün de öyle!

    "Yaşamadım ki zaten"
    Diyenlerin
    Özellikle...

    "İç dökümüydü" şiir
    Etkili...

    Tebrikler Aytaç Bey...

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)