Prematüre Ölüm Şiiri - Aytaç Korkusuz

Aytaç Korkusuz
42

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Prematüre Ölüm

Ölüyorum usul usul...
ölüyorum kimsesiz ve sessizce.
Bir mum gibi eriyorum karanlıkta...
gölgeyle dost, ışıkla düşman olmuşum.

Zamanın celladı vuruyor nabzıma...
her tik-tak düşer sonsuzluğa...
Ne sesim kalır, ne de bir çığlık;
düşlerim bile terk etti, suskunlukla.

Kalbimde kırgın bir zaman saklı.
ne dün var tutunacak, ne de yarın.
Gözlerim içime dönmüş bir ayna,
baktıkça kendimi yitiriyorum.

Erken geldim bu hayatın kıyısına...
acılar zamansız, ağlamaya vakit yoktu.
Düşünmeden yürüdüm kırılgan yollarda,
prematüre bir doğumun gölgesine saklandım.

Adım anılmıyor artık sofralarda...
gülüşüm sarkıyor yağmur oluklarından...
Bir fotoğrafın sararması kadar solgun,
bir mezar taşı kadar unutulmuşum.

Ne biri sorar “iyi misin?” diye!
ne bir sokak döner yüzünü bana...
Öylesine silik, öylesine eksik;
gittikçe siliniyorum hayattan.

Sözlerim küsmüş dudağıma!
anlatacak ne kaldıysa, sustu çoktan...
Bir sancı gibiyim gecenin koynunda,
uyuyamayan karanlık kadar yorgun.

Gözümde rengi solmuş anılar,
içimde eksik kalan sesler var.
Her nefes, toprağa biraz daha yakın;
her yalnızlık ölüme biraz daha alışkın.

Pişmanlıklar diz çökmüş kapımda!
keşkelerle dokunmuş gecelerim!
Bir adım geç, bir kelime eksik;
her şey olmaması gerektiği kadar.

Gitarım kırgın, parmaklarımda sancı;
çünkü düşerken burulan kolumun aksı.
Nefesim kesildi, şarkılar yarım kaldı;
sessizliğe teslim, yalnızlık sardı.

Dilim sustu, içim haykırdı.
notalar değil, sızı döküldü.
Geç kaldım duymaya kendimi;
kimse kalmadı, yankım kayboldu.

Bir ömür verdim susmalarıma...........
bir hayal gömdüm her yanlışın altına.
Şimdi aklım başımda, ellerim boşta;
geç kalan akıl, ömürle tokalaştı.

Sönüyorum içimde kalan sözlerle.
siliniyorum kimsenin bakmadığı yerden.
Anlamımı kaybettim zamanla;
bir hikâyeden düşmüş cümle gibi.

Kaldırımlar tanık yorgun adımlarıma!
gözlerim boşlukta bir mezar arıyor.
Toprakta yatanların unutulmaz izleri,
adlarını fısıldıyorum, rüzgarda savruluyor.

Ölüyorum sessiz sedasız...
Bir nefes gibi, kaybolup giderken...
Ne bir uğurlayan var, ne de kalan!
düşmüş bedenim, eksilmeyen hiçlik kaldı.

Aytaç Korkusuz
Kayıt Tarihi : 4.8.2025 01:44:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Bu şiir ölümün kendisini değil, bir zamanlar sevdiğim, inandığım, konuştuğum herşeyden gölgelere kaçışımı anlatıyor. Gürültüsüz, gösterişsiz yavaş yavaş silinişimi..

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Mustafa Bay
    Mustafa Bay

    Hikayeyi okuyunca
    Daha net anladım,

    "Doğumun prematüre olanı"
    Yani zamansız olanı nasıl var ise,

    Ölümün de öyle!

    "Yaşamadım ki zaten"
    Diyenlerin
    Özellikle...

    "İç dökümüydü" şiir
    Etkili...

    Tebrikler Aytaç Bey...

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)