siz
kalabalığın içinde
bir yürüyüştünüz
ben ise
her kalabalığa
belki siz varsınızdır diye giren
yalnız bir ihtimal
.
siz
cümlede duran bir virgüldünüz
ben ise
o virgülden sonrasını
bir türlü yazamayan hayalperest
ne zaman sizi gördüysem
ya da gördüğümü düşünsem
öylece geçip gittim yanınızdan
dilimde büyüdü
bir “merhaba” bile diyemedim
.
çünkü kalbim
sizi görünce mi telaşlandı
yoksa
bir gün sizi göreceğine inandığı için mi
bilemedim
sonra
hep aynı saatlerde yürüdüm
aynı sokaklardan
aynı ağacın gölgesinde bekledim
belki görürüm diye değil
.
sevdiğin birini beklemenin
insanın içini
nasıl bir bahar çevirdiğini yaşamak için
.
bir pencere vardı
hiç açılmıyordu
ben o pencerenin önünden
her gün geçtim
ve her gün
aynı gökyüzüne baktım
her defasında
ayrı bir yüzünüzü gördüm
.
siz
bulutların arasına saklanmayı bilenlerdendiniz
yakanızda rüzgâr
rüzgârda bir koku
ben o kokunun hangi çiçeğe ait olduğunu değil
gerçekten var olup olmadığını merak edenlerdendim
bir gün
aynı kaldırımda yürüdük
aramızda
yalnızca birkaç adım vardı
ben o birkaç adımı
ömrüm boyunca hiç atamadım
çünkü ya sesiniz
hayal ettiğim kadar güzel değilse
ya da
hayal ettiğimden çok daha güzelse
buna nasıl dayanırdım
kaç kez düşündüm
yanınıza gelip
“saat kaç”
diye sorsam
zamanı değil
belki cesaretimi öğrenirdim
.
ama
insan
bazen en kolay cümleyi bile
ömrü boyunca söyleyemiyor
sahafın önünde kitaplara bakan biri vardı
yanına yanaşıp
“şu kitap güzeldir” desem
sessiz bir rüyayı bölmüş olurdum
o yüzden sustum
.
şimdi ikimiz de
aynı kitabın
hiç karşılaşmayacak olan
iki farklı sayfasıyız
siz beni okumazsınız
ben de
sayfayı çevirecek kadar cesur değilim
bir bank vardı
kimse oturmuyordu
(oysa en çok
terk edilmiş banklar bilir
iki insanın arasındaki mesafenin
adımlarla değil
suskunlukla ölçüldüğünü)
.
elinizi tutacak gibi oldum
kendi yalnızlığım
koluma usulca dokundu
yanınıza oturacak gibi oldum
kendi gölgemin
bana yer vermediğini fark ettim
.
yüreğim hep size doğru yürürdü
ama adımlarım
gölgenizin sınırını hiç geçemedi
bazen
bir dükkânın camında
iki siluet görüyordum
biri bendim
öteki
belki sizdiniz
belki de
camın bana ettiği
küçük bir iyilikti
ayırt edemedim
adınızı
hiç yüksek sesle söylemedim
çünkü bazı isimler dile gelirse
gerçek olur sanıyordum
.
oysa ben
gerçek olmanızdan bile korkuyordum
.
en çok korktuğum şey
sizi kaybetmek değildi
(hiç sahip olmadığınız birini
kaybetmek de mümkün olmazdı zaten)
.
en çok korktuğum
sizi bulmak
ve o andan sonra
hayal edemez olmaktı
.
şimdi düşünüyorum
gerçekten var mıydınız
yoksa
uzun bir öğleden sonranın
gönlüme bıraktığı
cazip bir hayal miydiniz?
.
gerçekten nefes alıyor muydunuz
yoksa
kaderin bana bir oyunu muydunuz?
ikimiz de
aynı yağmurun
farklı damlalarıyız
aynı gökyüzünün
birbirine değemeyen iki bulutu
.
siz bunu bilmezsiniz.
ben de
anlatacak kadar cesur olamadım
ama şunu öğrendim:
kavuşmak aşkı bitirir,
beklemek ise ebedi kılar.
.
insan bazen
kavuşamadığı birini değil,
gerçekten var olup olmadığını bile bilmediği
güzel bir ihtimali ömrü boyunca sever.
.
dokunabileceği birini değil,
hiçbir zaman dokunamayacağını bildiği
uzak bir ihtimali bir ömür kalbinde taşır.
.
ve bazı aşklar
bir kavuşmanın değil,
ömür boyu sürecek
sessiz bir bekleyişin adıdır.
Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir, Karina Yayınevi, Ank, 2018.
Tahsin ÖzmenKayıt Tarihi : 27.06.2026 14:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!