PINAR ÇEŞMESİ
Derinden ağlar ırmak, sesi uzun,
Uzaktan çağırır pınar çeşmesi.
Ey suyun dilini bilen taş ve bağ,
Dağa ne fısıldar pınar çeşmesi?
Bir vakit sevdaydı başındaki yük,
Şirin’e varan yol ufuktu, emekti;
Ferhat dağları bir ömür yararken
Ardından coşardı pınar çeşmesi.
Mermeri inciten aşktı o zaman,
Taşı bile sözle delerdi yürek;
Nice yanık dudağa serinlikti
Dokunduğu her an pınar çeşmesi.
Aslı’ya giden yolu bilen oydu,
Kerem’in sazına ses katan oydu;
Kuruyan gözlere yaş taşıyan oydu
Toprağa düşmeden pınar çeşmesi.
Leyla gelin oldu, Mecnun toprağa,
Dağlar suskun şimdi, yolcu kalmadı;
Bir kızıl gül arar, ateşten yanmış,
Bağ bağ dolaşır pınar çeşmesi.
Ne şair içlenir, ne âşık durur,
Sevdalar eskidi, zaman savruldu;
Boşuna ses verir, boşuna çağırır
Sağa sola bakar pınar çeşmesi.
Yücel ÖZKÜ
21Ocak 2026/17:44
Kayıt Tarihi : 30.1.2026 14:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!