I.
Çekiyorum hükmümü bu coğrafyadan, mührümü söküyorum.
Diplomatik bir veda bekleme benden,
Zira bu, rızası alınmış bir ayrılık değil;
Bu, sınırları kalemle değil, kılıçla çizilmiş kanlı bir tehcirdir.
Haritaları ateşe verdim, pusulaları kırdım, sınır taşlarını un ufak ettim.
Artık bu topraklarda bir saniye bile barınmam;
Tarihi bir hezimetin, ısrarla ve aptalca tekrarı olur.
II.
Bir de kalkmış, o mağrur kürsüden "merhamet" okuyorsun dünyaya.
"Kapıları kapalı tutmak, mülteciyi korumaktı" diyorsun.
"Onu içeri almamak, yaşatmaktı" diyorsun.
Yalan söylüyorsun ey devlet-i âli!
Hangi anayasa yazar bu zalim maddeyi?
Bir mülteciyi "vatandaşımsın" vaadiyle yıllarca hududunda bekletip,
Tam "evim" dediği şafak vaktinde tel örgülere itmek, korumak mıdır?
Bu yaptığın; sınır güvenliği değil,
Bir rejimin, kendisine sığınan halkına yaptığı en soğukkanlı kıyımdır.
Seninki devlet aklı değil;
Bir diktatörün "şifa" sandığı o zehirli, o ölümcül uykudur.
III.
Halbuki ne de muazzam, ne de vaatkâr bir memleketti burası...
Kuzey yamaçlarında;
Geceyi emziren, içine girenin izini kaybettiği o vahşi, o gür ormanlar vardı.
Rüzgâr uğuldayınca, kokusuyla sarhoş ederdi sınır boylarını.
Güneyinde;
Derinliği ölçülemez, dibi görünmez iki tekinsiz derya vardı.
Bazen fırtınalı bir felaket, bazen süt liman bir vaha...
Kıyısına her vurduğumda, boğulurdum o maviliğin sularında.
Ve o orta yerinde...
Cennetten çalınmış o saklı vadiler, o ölümcül uçurumlar vardı.
IV.
Ben bu vatanı, tırnaklarımla kazıyarak, kanımla sulayarak sevdim.
Her karış toprağına abdaldım, her mevsimine köleydim.
Lakin şimdi, uğruna savaştığım öz yurdumda parya bile değilim.
Mülkiyet kanunu değişti, tapular yırtıldı, kapılar duvar oldu.
Beni, cephelerinde vurulduğum bu topraklar, bir yabancı gibi kustu.
Şimdi arkama bakmadan;
Pasaportu elinden alınmış, kimliği hükümsüz bir serseri gibi gidiyorum.
V.
Sorma bana "Hangi devleti terk ediyorsun?" diye.
Sorma bana "Hangi bayrağın gölgesinden kovuldun?" diye.
Hâlâ anlamıyor musun?
Kuzeyindeki o vahşi ormanlar, senin omuzlarına dökülen saçlarındı.
Güneyindeki o tekinsiz deryalar, senin o ela gözlerindi.
Ve o haritanın orta yerinde, içine düşüp kaybolduğum o saklı vadiler...
Senin yanaklarında açan, benim mezarım olan o üç gamzendi.
Ve o terk etmek zorunda kaldığım;
O "umut vermedim" diyerek beni sınırdan süren o memleket...
Ta kendisiydi senin...
Kayıt Tarihi : 1.2.2026 13:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!