Göz göze geldim kendimle
ama bu sefer
hiçbir perde yoktu aramızda.
Ne bir mazeret
ne de bir bahane…
Sadece ben vardım,
olduğum gibi,
olamadığım gibi,
olmak istemeyip sustuklarım gibi.
Perdesiz bir ayna
yalanı kabul etmez.
Eğip bükemezsin
kendini onda.
Ne kadar kaçsan da
bakışın seni ele verir.
Kendime baktım,
ve utandım en çok
inandığım yalanlardan.
Başkalarına değil,,
kendime söylediğim o küçük yalanlar
yormuş beni en derinden.
Dedim ki:
“Artık eğilme.
Dümdüz dur bu aynanın önünde.
Kırılacaksan da orada kırıl,
ama hakikatsiz kalma bir daha.”
O aynada
geçmişim de duruyordu arkamda;
yarım bırakılmış sözler,
zamanında söylenmeyen “hayır”lar
ve çok geç kalmış “evet”ler gibi.
Hepsi suskundu,
ama suskunlukları
yüksek sesle konuşuyordu.
Anladım ki,
insan en çok
kendi içini erteleyerek yaşlanıyor.
Başkasının yarasına merhem olurken
kendi kanayan yerini
örtmekle meşgul oluyor.
Ayna örtüyü sevmez,
gerçeği göstermekten vazgeçmez.
hakikat bazen
belki hemen iyileştirmez,
önce acıtır.
Ama o acı,
insanı yeniden
kendine çağıran tek sestir.
Ve ben,
ilk kez o sesi susturmadım.
Aynanın önünden ayrılırken
daha hafif değildim belki,
ama daha eksik de değildim.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 5.2.2026 20:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!