Kim ki maviye tutulmuş, o bir pepuktur.
Hemen yanındaki alevlere kaldırıp kendini attı, eğilip toprağı öptü alevlerin içinde, dudakları kıpkırmızı oldu. Dudaklarından içine aktı ne kadar size varsa, simdi nereye, hangi dağa, hangi kovuğa sığınsın. Bir gelincik olsa uçsa, uçurumlara kanat çırpsa, rüzgara, toza toprağa karışsa.
Bir selin içinde yuvarlanan kaya gibi gurultu çıkardı, nereye yuvarlandığını bilemez, bıraktı kendini öylece. Hani ayağına taş bağlayıp nehrin karanlıklarına bırakırsın ya, çöküp kalırsın derinliklere kımıltısız.
Pepuktu kendi dilinde bir isyandı, hikaye değil bir gerçekti. İnim inim inleyen yaralı bir ceylan, kanadı kirik bir kustu. Hep derinlere saklanır, gözden kaybolur, deli divane olmuş, yarasına mehlem arardı. Şimdiye kadar kimse onu görmemiştir, utanmıştır, acı duymuştur, “suçlu”dur, hep saklanmıştır. Ne zaman inleme sesi gelse, insanlar ellerindeki bıçağı yere bırakıp, sessizce yere çökerlerdi.
Bir gece ansızın gelebilirim.
Beni bekliyorsan, uyumamışsan,
Sevinçten kapında ölebilirim.
Belki de hayata yeni başlarım,




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta