Yazdım gene,
Yazacaklarım olacak yine.
Keyifsiz bu kedere,
Ortak olsun yine.
03.05.2009
Pazar
..
Gidiyorum ben,dünleri geçmişte bırakıp yarınları sırtıma yükleyerek,
Gidiyorum ben, bir pazar sabahı günahın boynuna, ahlar çekerek,inleyerek. Gidiyorum.
sen bulma diye beni,ayak izlerimi silerek...
Gidiyorum yolun gittiği yere kadar,nereye gittiğimi bilmeyerek.
Takvimden kopartıp yirmi yedi martı.. anla,bitti bu savda tükendi yürek... Gidiyorum.
Dudak izlerini dudağımdan silerek......
..
bir pazar sabahıydı,
şubatın soğuk kalabalığı vardı
sokaklarında çatlamış duvarlar,
korkak bir sarsıntı da kalan yüreğim
ve çocuktum bir deprem geçidinde.....
..
ben sana ne kadar uzak olsam
o kadar senin yanındayım
seni ne kadar sevsem de
o kadar senin sevgine muhtacım...
(19 Kasım 2000 Pazar 19.05)
..
pasifik okyanusunda bir pazar alanı
yeşil mavi bir gokyuzu
balıklar nefes alıyor
palmıyeler altında oynaşan deniz kızları
aşk mektupları okuyor
çiçekler içki sunuyor
..
ağzımı açtığım anda susacaksın biliyorum
susma, konuş söylemeyeceğim
dinlemek istiyorum ne varsa
konuş yoksa şimdi düşüp öleceğim.
14.09.08 Pazar Yasmincu
..
Benim gibiysen, benim gibi yaşamak istersen, benle berabersen, salak saçma kişilerle muhabbet etmek zorunda değilsindir, dışarıdan soğuk ve ukala gözükmeme aldırmazsın, Gereksiz şeylere para harcaman gerekmez, arkadaş denen mahlukatlarla aranda çıkar ilişkisi olmaz, satılmazsın, insanların hakkında ne dedikleri umurunda bile olmaz. Bir kıyafeti uzun süre giyebilirsin, çevrende popüler olmak, sevilmek gibi bir derdin ve bunun için bir uğraşın olmaz. Şebekliğe, yalakalığa ve hatta yavşaklığa karşı duruş sergiler ve aslında doğru olanı yaparsın. Bir iki hafta aynı kıyafetle dahi dolaşırsın. Kimseyi düşünmek zorunda kalmazsın, karşı cinse kendini beğendirmek için maymun olmazsın. Para budalası da olmazsın. Çalıştığın yöneticilerinle, okuldaki öğretmenlerinle iyi geçinmek için kendi prensiplerinden taviz vermezsin, her denileni benimsemez, kendi çizginde durabilirsin. Kafanı bilimsel düşüncelerle yorabilirsin. Hayata dair her şeyi sorgulayabilir, internet üzerinden araştırmalar yapabilir, tek tabanca takılabilir ve gerçekliğe daha fazla zaman ayırabilirsin. Etrafında hesap vereceğin kişiler olmaz, kendin olduğun için kimseye imrenmez, kıskanmaz, özenmezsin. Kısacası popüler kültürün kölesi olmazsın. Arkadaşlık adı altında stratejik ortaklıklar kurmana gerek kalmaz, sıkılacağın ortamlara girmene gerek kalmaz. Karşı çıkmak istediğin her şeye çok daha rahat karşı çıkabilirsin. Çevrende saygın bir yer edinmek için kaygın olmaz, davranışların bu yönde şekil bulmaz. İstediğin zaman maçını/sinemanı izler, istediğin zaman sporunu yapar, işer /sıçar, duşunu alır, istediğin zaman evinde pinekleyebilir veya istediğin zaman dışarı çıkabilirsin. Kendi dünyanı, mutluluğunu ya da hüznünü kendi başına yaşayabilirsin. Marka giyinmene hiç gerek yok, tamamen pazar malı eşyalar alıp mutlu mesut yaşayabilirsin. Her zaman güzel olman gerekmez. Esprili ya da hoş sohbet olman da gerekmez. Benim çok arkadaşım var, ben çok ortam gördüm, ben çok yer gezdim, bak ben ne aldım gibi kendini çevrene kanıtlama niyetiyle başlayan sohbetlerin olmaz. Hırsın olmaz, ağırlığın olur. Kimseyle etik olmayan, saygısız rekabetlere girmene gerek olmaz. Sevmediğin, hoşlanmadığın birine karşı seviyormuş gibi, hoşlanıyormuş gibi yapmana gerek kalmaz. Çevrendeki çıkarcı, samimiyetsiz, ikiyüzlü insanlara benzemek zorunda değilsin. Popüler olmak zorunda değilsin. Zengin olmak zorunda değilsin. Dünyayı gezmek zorunda değilsin. İyi biri gibi görünmek zorunda değilsin. Kendini övmek, pazarlamak zorunda değilsin. Bir partiye, bir derneğe de üye olmaya gerek duymazsın, bilirsin ki bir yere ait olmak demek özgür düşünememektir.
..
Yol gider mi gider mi da
Bizım böyük limana
Ne ben eldum kurtuldum da
Ne sen geldun imana
Yüklendum mavizeri da
Düştüm senun peşune
..
Kristal vazoya itinayla yerleştirdiğim güllerin değişimini bir ayine eşlik eder gibi izliyorum günlerdir. Kanatları kınaya batmış bir kelebek misali parlayan yaprakları büsbütün kurudu. Oysa henüz açılmamış minik tomurcukların döngüsünü ağırdan tamamlayabilmesi için her gün sularını değiştirip, saplarını kesiyordum. Ama olmadı işte; o güller yüzünü bana göstermedi. Bazen çok arzuladıklarımızı da böyle kavuşamadan kaybederiz. Hiç gerçekleşmeyeceğini bildiğimiz bir hayalin, hata olduğunu en başından beri ürpertiyle hissettiğiniz bir ‘maceranın’ peşinden koşar dururuz. Umut ederek yaşamaya devam etmek ruhu sağaltır, diri tutar çünkü ama aynı zamanda insanı tahayyül bile edemeyeceği uçurumlara da sürükleyebilir.
Kendine karşı dürüst olduğunu sananlar, “Onu –o her neyse– çok istediğim halde, buna cesaret edememek utandırırdı beni” diye avutabilir kendini ama gerçekte bu mücadelenin ne kadar süreceğini bilemez. Bir gün, bir ay, yirmi yıl ya da koca bir ömür. İnsanın kendi iradesiyle sevmeye, arzulamaya karar verip, tercihlerinden istediği vakit vazgeçememesi en ıstırap verici çelişkilerinden birisi. O sıkışmışlık hissinden kurtulmak için fazla kıpırdamadan geleceği tersine çevirmek, hükmedemediğimiz kaderimizi değiştirmek isteriz. Yapamayınca, ışık kırılmalarıyla denizin dibinde farklı görünen yosunlara, balıklara, taşlara bakar gibi seyrederiz başımıza gelenleri. Çok çekici ve aynı zamanda çok acıtan bir yanılsama bu. ‘Şimdiki an’ bilincini yitirip kalabalığın uğultusunda kaybolmak... Kâbuslarda dili tutulanlar gibi hayatın içinde yalnızlaşmak... Susmak, sessizlikle çoğalmak, konuşarak eksilmek, ürkek bakışları dünyanın gözlerinden biteviye kaçırmak...
Çıkarılamayan bir kıymık gibi...
..
Sene 92,
Bilmem herkes ne bekledi.
Ne buldu sene 92.
Benim için hem hüzünlü,
Hem kebap yıl.
İlkokul bitmiş.
Yeni hayat filiz vermiş.
..
Kars’a, Kars’a,
Dağları karlı Kars’a,
Dağlardan kar getirip te,
Karı pekmeze karsa...
17 Ağustos 2014 Pazar
..
Ey bir aşk kaldı yâd'ımda heba oldu gerisi,
Yâr hayrından şer düştü gönül iflah bulamaz!
Tertemiz temennilere gülüp geçen birisi,
Sevgimin mabedinde döner bir yer bulamaz! ..
16.12.2012
Pazar
..
Dost Meyhanesindeyiz, Mey’imiz bitti, sakiyle kaldık baş Baş’a
Ruhumuzun her rengi soldu, Cemal-i Haki’yle kaldık baş Baş’a
Bu meydanda İlim sahibi olduk cehlimiz kalsa taşa Baş’a
Hamurumuzda yoksa eşeklik; dert etme Bâki kalır insanlık
22/06/2014 Pazar
..
Anilar canlaniyordu gözlerimde sanki sigara içiyordum da her dumani gözlerimi yakiyordu...oğuşturmaya başlardim gözlerim yillardan kalma bir yanlizliga sahid olurdu buda böyle bir gece olacak ansizin içimde bir sizi basladi.eski bir fotorafin beni bu kadar içerleyecegini düşünemezdim ama neden olmasin o resimden geriye senden kalan tek sey....dilerdim ki senden bana hersey kalsin sadece bir resim degil mululugun gülüşün yani seni tamamlayan hersey kendime hep sordum koca bir gün çaliş eve gel veya ne zaman yorulsan otursan bir yere yaktigin bir sigarada onun hayali...birakirmi birakmiyor...şimdi korkmaya baslimda hersey bitti tüm sevebilecegim insanlara aşik oldum aşki tek tarafli yasadim korkuyorum dedimya hani olurda hayalimde bir sevgili canlarin gece beni ziyarete gelen elini tumazsin öpemezsin öyle sana uzaktan uzaga bakar koşarsin kaybolur gitmezsşn surat yapar.şimdi ben bir hayali seviyorum.saclari up uzun hep taramak istemişim boyu ne benden ufak ne benden büyük hani bana yaklaşsa dudaklarim alninda patliyacak çok öptüm alnindan dalga geçerdim eger benle adam gibi öpüşmek istiyorsan altina tabura al diye çok kizardi hemen küserdi.gönlünü almak için bir palyaco olurdum..sonra barişirdik bir kaç demet güle sen güle bakardin sonra güler ya biz niçin küstük sana bi sarilirdim...nefesin tükenirdi dudaklarimda kalbim kalbime yaslanmiş geceden kalma bir sarhoş gönlüm desem çoktan kanatlanmiş sevda martilari bembeyaz gelinliğin gibi birde kefen gibi ölüm aramizda gezmeye basladiginda sehrimize karlar düşüyordu. hatirlamiyorum aylardan hangisi üşüyordun hafiften öksürmeler kabuslar.birden ellerimin arasindan kayboldun sen en sevdigin seyi yapiyordun düşen bembeyaz karlari seyrediyordun sonra yapacagin kardan adamin hayalini kuruyordun o gün kar hiç dinmedi hebire yağdi.senin serefine sende kar tanesi olacakmiydin topraga düştügünde eriyen
Bu rüyada şimdi bitecek günes sızmaya basladi odama kaç tane perde var biliyormusun? penceremde kat kat günes zorlasada her seferinde odamda dogmayi basaiyordu..işte ben böyle yasarken her gece söyle nasil kabullenirim gittigini benide alsaydinya giderken sana yük olmazdim 26 Haziran 2005 Pazar
By pinokyo kartanesi
..
Sevginin neşesi girerse kalbe,
Yeşerir orada gül, sümbül, lâle.
Seninle şenlenir hayat yolculuğu,
Sensiz bağ-ı İrem bile gam-hane.
Özcan İLİKHAN, 24 Temmuz 2011 Pazar, Madison, WI, USA.
..
Bir yanda dostlarım,bir yanda yakınlarım.
Zıvanadan çıktığım doğrudur; doğrudur bir haftadan fazla zamandır kendime gelemediğim; artık sana çok normal davranmam gerektiği doğrudur.
Bazı şeyler bizim dışımızda gelişiyor istesek de; istemesek de ikimizi de artık biliyorlar ve tanıyorlar! ..
Aslında bu açmazımızı,ikimiz daha kolay aşardık.
Kendimizi tanıyoruz öbürlerini de.
Bütün hoyratlığım,gizli kıskançlığımdan,ilerleyen yaşımdan; senin gençliğinden,sefaletimizden...
..
Nasip ederse Yaradan
Yıllar geçecek belki aradan
Sana şarkılar söyleyeceğim
Sense sessizce dinleyeceksin
Yine böyle bir pazar akşamı
Başın sağ omzuma dayalı
..
İnsafsız, bilinmez bir sadelik,
Sinir senin elinde, sakin senin elinde.
Ne yapsan bir bahane
Bulursun beyninde.
(01.Aralık.2002 Pazar)
..
Talihim buymuş demek
Yıllarımı alıp götürdü.
Sen hayallerinin esiri olurken
Seni benden ayırdı.
(03/04/2005, Pazar, B. Çekmece)
..
hiç kimseyi seni özlemek kadar acılı özlemedim ben. yetmemiş 18 sene senle geçen bu benliğime. tam aklım erdi seni idrak edecektim, sensiz kaldım. dalından düşen elma gibi geri dönmeksizin düştün dalımdan. tutamadım seni. o sabah nasıl da aklımdan hiç çıkmaz. ağır bedenin iflasını açıklayan ağzındaki kanlar...kollarıma yüzüme bulaşan kanlar...üzerine dağ devrilmiş bir fidan gibi kala kaldım yığının altında... senelrce boşluk aralık aradım durdum günyüzüne çıkmak için. tam buldum derken bir daha devrildi üzerime hem de 5 sene sürdü devrilmesi, ezdi ezdi ezdi beni.. -babam-
oysa ki her doğan günde senin güneşinle uyanmaktı hayalim... yüzümü senin dualarınla yıkamak istedim ben, saçlarına kurulanmak, dizlerinde uyumak istedim ben. bir şiir okuyalım istedim beraber, şarkılar söyleyelim, gülelim ağlayalım istedim. banu lara ebrulara gidelim haftasonları, akşamları, şen şakrak dönelim istedim evimize.
pazar sabahları kahvaltı da gazetelerden politikacılara beraber sövelim istedim. pazara gidelim, torbalarını taşımak istedim.
vay anasını be ne çok şey istemişim öyle değil mi? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?
..



