hiç var olmamış gibi
ahh... o kokun
damla damla yiten birikmeler de
öyle yorgun gözlerle bakma çocuk
..
Bütün hafta yattım
Dinlendim işte
Bu gün Pazar
Ev de çalışmam gerek
Liste yaptım
..
Pazar yeri kurulmuş.
Sıra sıra tezgahlar
birbiri üstüne yığılmış.
Dört yaşında bir kız çocuğu…
Annesinin elinden tutmuş.
Masumiyetle cilalanmış,
meraklı gözlerle
..
Mevsim bahar.
Günlerden pazar.
Sana kırgınım biraz.
Çiçeğe durmuş erik ağaçları...
Çocuk parkında çocuklar.
Çocukların ellerinde balonlar,
..
Bugün pazar,
Azar azar dağıtıyor kendini yurduma.
Bugün kış, soğuk bir şubat günü.
Bir ufak anın içindeyim
Büyüdükçe büyüyor, zaman oluyur.
İçimde denizler taşıyor.
Kelimelerden uçurtmalar yapıyorum
..
Yarın tutacağım yine bir özlemin yolunu,
Uzun sürmeyecek, sadece pazar günü hatırlanacaksın.
Çekip yanıma alacağım senin duygusuz solunu,
İşte o gün benden kurtulamayacaksın.
Yarın vuracağım dibine bir umudun,
Bekleyişler içinde sahibinden hediyelik bir kalp vereceğim.
İçimdeki seni bugün kusturdun,
Pazara bırakacağım devamını sevdiğim.
Yarın öleceğim bu özlemin uğrunda,
Bir dua oku uğurlarken mezarıma.
Sensizliği anlatacağım toprağa,
Kucaklayacak beni bir pazar akşamında.
Yarın yorgun düşecek gözlerim,
Sayacak tik taklarını bir saatin.
Elimde olacak yine mendillerim,
Atlatmış gibi olacağım bu son gün illetinin.
Yarın günlerden pazar olmalı,
Bugünden hazırlanıyorum bu yolculuğa.
Şimdiden topluyorum bavullarımı,
Başlamak için yeni bir pazara..
Nurcan Düzenli
..
Bugün GÜNLERDEN Pazar
HEM OKUR OL HEM YAZAR
RUH VARIR MENZİLİNE
BEDENİN YERİ MEZAR
..
Toplum parça pinçikti, herkes ayrı görüşten,
Aynı evde kardeşler bile ayrı görüşten,
Meğer hepsi darbenin ayak sesleri imiş;
Ülkemi açık pazar etme dertleri imiş! ..
..
Ali Kemal KABCIK ve KOCA MUHASEBE GÜNCESİ==00.000.007=
=14 Temmuz 2013 Pazar 13:55:08=
BİR DUAN OLSUN; TAŞ ile TOPRAĞINA: ŞU ANADOLU’NUN! .
= 000.002 =
BİR DİLEĞİN OLSUN; BAĞ ile BAHÇESİNE, ÖTEN KUŞUNA! .
..
Paylaşımlarımızla;
BİRBİRİMİZİN VAROLUŞUMUNA YARDIMCI OLABİLSEK, İNŞALLAH! ...
= XI =
Ali Kemal KABCIK
KOCA MUHASEBE
ve
..
=14 Temmuz 2013 Pazar 15:51:07=
=Ali Kemal KABCIK ve KOCA MUHASEBE GÜNCESİ==00.000.008=
"PAYLAŞILMAYANIN ANLAMI NE? .”
KEŞKESİZ BİR YAŞAM İÇİN PAYLAŞIM ŞARTTIR! .. Değerli Hocam; yukarıda, tırnak içerisinde yer alan, konu başlığı düşüncenizle, paylaşımın gerekliliğine ve de önemini kavrayabilmiş olmanın mutluluğuna erişmiş bir insan olarak; kitaplarınızda dile getirdiğiniz ve paylaşım yolu ile daha iyi ve daha güzel olan yeni tecrübe birikimlerinizi, okuyucularınız ile yaşamak istemeniz, yapılması ve olması gereken en iyi insancıl bir davranış olduğu düşüncesindeyim. Sizin, kendinize ait mutluluğu nasıl keşfettiğinizi ve yaşamış olduğunuz mutluluğu daimi kılabilmek için kendinizle nasıl bir mücadele içinde olduğunuzu, kitaplarınızı okuyarak öğrenebilmek mümkün. Değerli Hocam; siz, geçmişte yapmış olduğunuz her davranışı ve, toplum ve aile içerisinde iletişim halinde iken sarf ettiğiniz sözler üzerinde tüm sorumlulukları üzerinize almış yapınızla, kendinizi yargılama yoluna girmiş ve bize bu şekilde örnek teşkil eden Değerli bir Büyüğümüz, Hocadan da öte, bir BABA rolünü üstlenmiş, değerli bir büyüğümüzsünüz. Bu sözlerimi samimiyetimle söylediğimi dile getirmek isterim; çünkü, kendi yaşantısının olumlu ve olumsuz yönlerini kaleme almış ve, edinmiş olduğu yeni bilgiler ile, geçmişte yapmış olduğu hataları sahiplenen ve acı tecrübeleri paylaşma cesaretini gösterebilmiş başka bir insanı tanıyabilmiş olmanın mutluluğunu henüz tadabilmiş değilim. Bir insan, kendi bireysel başarısı adına geçmişe dönebilmeli ve yaşadıklarını yeni öğrendiği bilginin ışığı altında değerlendirerek, geçmişte yaptığı davranışlardan ve geçmişte insanlarla gerçekleştirdiği iletişim esansında kişilere sarf ettiği sözlerden sorumluluk alarak kendini yargılayabilmeli ve bu şekilde, geçmişte yaşanan hatalardan yeni dersler çıkararak, bir daha aynı hayatı tekrarlamamak için, irade ve istikrarlı olabilme konusunda, kişi kendisiyle verdiği mücadeleyi devamlı kılabilmeyi düşünebilmelidir. Değerli Hocam, bende, kendi bireysel gelişimim adına, kendine yönlenmiş ve kendi yaşantımdan; yaşadığım olumlu ve olumsuz olaylardan çeşitli dersler çıkararak, bir daha aynı hatayı işlememek adına, kendisiyle mücadele etmem gerektiğine, yürekten inanan bir insan haline geldim. Eğer ki bir kitap yazma yolu ile, yaşadığım acı-tatlı deneyimlerimi kaleme almak gibi bir fırsatım olsaydı; yine sizin kitaplarınız aracılığı ile paylaşıma sunduğunuz sevgi dolu yüreğiniz gibi, bende kendi yüreğimi sayfalara aktarabilmeyi, ve tüm insanlarla onurlu bir davranışı gerektiren paylaşma yürekliliğini gösterebilmek isterdim. Paylaşma cesaretini sergileyerek, bize yüreğinizi açma ve tüm gerçekleri okuyucularınızla paylaşma isteğinizi ve bu amaç doğrultusunda sarf ettiğiniz emeği saygıyla karşılıyor ve hayatımda, paylaşımın önemi konusunda sizi örnek aldığımı ifade edebilmeyi isterim. Sizin cesaret gerektiren yürekli paylaşımlarınızla, yazdığınız her yeni kitap ve katıldığınız her televizyon programları ile, daha nice bilgi ve tecrübe birikimlerine ulaşarak, acı-tatlı tüm olaylardan yeni dersler çıkararak, hayatımızı yeniden şekillendirebilmenin anlam ve coşkusu ile yüzleşebilme imkanını bulabileceğizdir. Bu inanç doğrultusunda, kitaplarınızı okumayı ve katıldığınız televizyon programlarının takipçisi olmayı sürdüreceğimi dile getirmek isterim. SAYGILARIMLA...
..
Paylaşımlarımızla;
BİRBİRİMİZİN VAROLUŞUMUNA YARDIMCI OLABİLSEK, İNŞALLAH! ...
= IX =
Ali Kemal KABCIK
KOCA MUHASEBE
ve
..
Yine rüya görmeden geçen bir gecenin,
Yine bir sabahına, hem de pazar sabahına
Açtım gözlerimi,
Alev alev yandı gözlerim, ağlayamadım,
Seni arayasım geldi de,
Gününü zehir etmek istemedim.
Yüzümde acı bir tebessüm ile,
..
Bugün günlerden Pazar,
Kim ne okur ne yazar,
Kimi fıtrata tabi,
Kimisi ise azar.
..
YÂNİ
Tüm dünyayı kapladı, nede kötü bir imaj
Sâde sâhiller değil, çarşı/pazar hep plaj…
Hanifi KARA
..
Bir pazar günü ölürüm belki
Salı günü duyulur en erken
Bir hafta geçer üstünden..
Belkide...
Kurtlanır kolunda saat
Yalnızlığım kurtlanır.
..
Aradığın her ne ise, hiç düşünme bende var,
İster neşe ister hüzün, yüreğim çarşı pazar,
Biz keçeyi attık suya, keçeyi sular sarar,
Gönül pazarımız açık, her şeyi alır satar.
..
BİR EYLÜL HİKAYESİ
Ankara’da bir eylül sabahı... Sapsarı bir kıyafeti üzerinde deneyen ağaçlarla bezeli bir park... Kışı insanın kulağına usulca fısıldayan ayazla hareketlenen küçük göletciğe bakan bir bankta oturmaktadır Boran. Elinde plastik bir bardağa doldurulmu demli çay ve koyu renkli, gevrek bir simit vardır. Küçük göletin etrafında yükselen ağaçları ve mavi gökyüzünün taktığı beyaz takıları andıran bulutları seyretmektedir. Düşüncelerinin denizinde yüzmektedir, zaman zaman boğulma tehlikesi geçirerek. Hep olduğu gibi eylül ayı ona ölümü hatırlatmakta ve anlamlı bir hüzün vermektedir. Rüzgara daha fazla direnemeyip tutunduğu dalından düşen yaprakların yüklendiği o anlamlı hüznü... Ailesi, okulu, işi ile ilgili pek çok sorun hayatı sorgulamaya itmiştir Boran’ı. O sırada arkasından sıcacık bir ses yükselir, ona doğru: “Boran! ” Sesin sahibi lisede edindiği ve güzel paylaşımlar yaşadığı arkadaşı Eylül’dür. Boran’ın bu yaşanmışlıklar içerisinde hoşlanıp açılamadığı güzel sesli kız...
Boran sesin sahibini hemen tanıdı, bu Eylül’ün sesiydi. Arkasını döndü ve ayağa kalktı. Sarıldılar, uzun zamandır görmüyorlardı birbirilerini. Eylül bu sene kazanmıştı Ankara’da bir üniversiteyi. Boran ise üç yıldır buradaydı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde üçüncü sınıf öğrencisiydi. Kısa bir süre sohbet ettiler, Eylül ısrarla Boran’ın telefon numarasını istedi ve ona ulaşacağını söyleyerek parka beraber geldiği arkadaşlarının yanına döndü. “Pazar sabahı kahvaltısı” için topluca gelmişlerdi.
Boran heyecan içinde yerine döndü, ne düşüneceğini bilemiyordu. Tek bildiği, Eylül’ü görmesinin üzerinde bıraktığı o muazzam etkiydi. Bir kere, tüm kötü düşünceler silinmişti beyninden, yıllar sonra tekrar görmek de eski hislerine ayna tutmuştu. O an gözlerine ayağının dibine kadar yaklaşan güvercinler, kumrular ve serçeler takıldı. Elindeki simidini ufak parçalara ayırarak onların önüne attı ve kendisine verilen bir anlık mutluluğu paylaştı.
..
Kendimle kavgam hiç bitmez Pazar gün
kırar geçiririz birbirimizi, kafa, göz, burun,
el ense tutar, dağıtır, yere yatırırız yüzükoyun,
sırtüstü her bir yana savruluruz,
sonra da barışırız Pazartesi gün
ve yalnızlığımdan azıcık uzaklaşmış olurum
..
Bir yıldızdın sen gökyüzünde parlayan.
Ellerin yeryüzüydü, gözlerin doğa.
O minik yüzün ise uzaklardan görülen gökkuşağı.
Ama çoktan kaydı o yıldız.
Bana hiç dilek tutmak hakkı vermeden.
Bir yabancı gibiydin bana baktığında.
..



