Pazar sabahları, haftanın en dürüst zamanıdır. Giyinme zorunluluğu yoktur, acil bir yetişme telaşı da. Zaman, bir anlığına yavaşlar ve kendini olduğu gibi gösterir: Kırışık, tembel ve biraz da melankolik. Sokaktan gelen ekmek kokusu, basit bir vaat sunar: Her şeye rağmen, hayat devam ediyor. Yatakta uzanırken, tavanla arandaki sessiz anlaşma başlar. Bugün, büyük kararların günü değil; bugün, sadece var olmanın ve nefes almanın tadını çıkarma günü. Dışarıdaki dünya ne kadar karmaşık olursa olsun, bu birkaç saatlik sükûnet, haftanın bütün yorgunluğunu hafifleten bir panzehir gibidir. İşte bu anlar; ne bir amaç uğruna ne de bir beklentiyle, sadece kendisi için var olan saf varoluş anlarıdır.
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Biraksam korkudan gözleri sislenir.
Ne kadınlar gördüm zaten yoktular
Devamını Oku
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Biraksam korkudan gözleri sislenir.
Ne kadınlar gördüm zaten yoktular




kadim zamanlar kervanı buhurum;
ömründe bir türlü dikiş tutturamamış
zayıf bir iplik gibi sabırsızım,
orta mescid öğlesinde
bir pazar gününde daha,
sade kahvelerimizi yudumlamaya…,
ve söylesin şimdi toroslar,
avare sakarya ovasına,
sohbetini daha nasıl,
a/ra/ya/bi/li/rim;
ki vefaya inançsızlığımı yıkan,
son çare tabîbim,
ah;
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta