* Patlamış Mısır Şiiri - Fatma Doğan

Fatma Doğan
281

ŞİİR


11

TAKİPÇİ

* Patlamış Mısır

PATLAMIŞ MISIR
İvediydi ökçelerimizde hayat…
Acelemiz varmış gibi, koşar adım gittik
Kayrak taşlı yollardan yarınlara…
Doğdurmak için prematüre güneşi deminden önce
Ben karanlık oluverdim birden ,sen gece…
Halbuki nazar boncukları dizecektik daha zamanın göreceli tesbihine …
Sessiz gemilere binip, medeniyet sızmamış güvertelerde
Martı çığlıklarında arayacaktım sesinin en yalın halini
Sen bir kayıp adada,
Sahilde çıplak ayaklı bir kabile gibi bekleyecektin,
Elimde çarıklı düşlerle gelmemi…
Kum saatini yan yatırıp durduracaktı zaman,
Ve onda akan ne varsa damarlarımda.

Düşler…düşler…düşler…
Hayal işte…bu işler…
Kurmakta parayla mı…?
Ya da limiti mi var hayal kurmanın
Medeniyet kayığında, yalpalaya yalpalaya
Acelemiz varmış gibi,
kapıldık hayatın hengameli küreklerine sarılıp
metaforik bir şiirin dörtnala koşan beygirleri gibi
Ben telaşlı beyit oluverdim, sen türlü türlü meşgale…
Halbuki nasıl da mıhlamıştık çivileri
Aşk yemininin nallarına…
Ne nalına ne mıhına, vurduğumuz kendi topuklarımızdı,
Kendi ökçelerimize sıktık yağlı kurşunu
Sindiremediğimiz Bozuk yeminimiz miydi yoksa seciyemizin anomalik türevleri miydi
Tükürdü hayat bizi Tükürüğünde garip metalik bir tat
Demir çağından kalma hantal bir kıvam ve dijital uçucu bir baharat gibi
Ve Mekanik posasını insanlığımızın…
Sorguluyorum kendimi şimdi
Daha yeni boş bir vakit bulmuşum, yarım asır sonra
İnsan seli akarken sağımdan solumdan, kim kime karışmış
Kim kimle yarışmış belli değil
Acelesi var yine herkesin…
Telaşlar taşar taş köprülü çağların gömlek cebinden
Kimi görünür kimi görünmez…
Ama hepsi bizden bir şey alır götürür
hayatın ardında kalmamak adına
Çiğneyip geride kalan yeminlerini
Geç kalmak uğruna da olsa kendi sahillerine
Birkaç damla göz yaşı bırakıp
Çekip giderler ayak basmadan…
Aşk ceza mıydı insanlığın yüreğine tasma mı?
Yoksa cefasına katlanamadığımı bir gönül vurgunu mu?
Ne diye kaçar dururuz aşktan, sımsıkı tutunmaktan
Oysa film bitmemişti bile…
Elinde toprak kokulu düşler getirecekti başroldeki jön
Sahilde bekleyecekti kadın, adamın ağır ağır gemiden inişini
Tatlı bir ninninin ucunu kopartıp martılara atarak
Kapanmamışken kırmızı saçaklı perde daha…
Bitmemişken hayatımın filmi
Bir kucak dolusu patlamış mısır gibi,
Saçılmış kalakaldı ortalıkta hevesim
Kendi senaryomu bile seyretmeye vakit bulamadan…
Acelemiz varmış gibi kalkıp gittik..
Ben trajedi oluverdim, sen dram…
Tadamadan hayatın tadını, tuzunu…
Genzimize oturdu bayat bir acı
Hayat mı acı bu kadar,
Acıtan biz miyiz onu dilimiz uyuşana kadar
Bir bakmışız gelmiş yolun sonu…
Güneş çarpmış gibi karanlıkta
Hiç yaşayamadığımız bu dönme dolaplı şehirde dolanıp kör kör
Belki bin kez karşılaştık seninle
Göz göze gelemeden geçip gitti yanımızdan aşk
Halbuki ne günler görecektik daha…
Sessiz gemilere binip, martı çığlıklarında arıyacaktım sesini
Sen kayıp bir adada, sahilde
dört gözle bekleyecektin,
inci dişli gülüşlerle gelmemi…
Düşler…düşler…düşler…
Hayal işte…bu işler…
Kurmakta parayla mı,
Tabi ki zaman bulursam…
İvediydi değil mi ökçelerimizde hayat…
Kendi topuklarımıza sıktık yağlı kurşunu
FATMA DOĞAN 18.06.2026/TURHAL

Fatma Doğan
Kayıt Tarihi : 18.06.2026 10:25:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!