Kendi ellerimle ördüğüm duvarlar arasında,
En çok kendimi hapsettiğim için;
Vaktinden önce açan çiçeklerimi,
Kendi merhametsiz ayazımda titrettiğim için...
Senden binlerce kez Özür dilerim kalbim.
Olmayacak duaların kanatlarına,
Yorgun ruhumu yük edip bağladığım için;
Başkası kırılmasın diye bin parçaya bölünüp,
Kendi bütünlüğümü unuttuğum için...
Uykusuz bıraktığım her gece için özür dilerim gözlerim.
Girilmemesi gereken sokaklarda
Dizlerimi kanata kanata yürüdüğüm,
"Hayır" diyebilecekken sustuğum,
Ve sustukça kendimden eksildiğim için...
O masum oyunlarını bozduğum için Özür dilerim çocukluğum.
Vadesi dolmuş gidişlerin ardından,
Beyhude bekleyişlerle ömrümü eskittiğim;
Bir kış uykusuna yatırıp umutlarımı,
Baharın gelişini kendime müjdelemediğim için...
Sizi düne kurban ettiğim için Özür dilerim yarınlarım.
Hakkım olan huzuru uzaklarda arayıp,
Kendi içimdeki denizi fırtınalara boğduğum;
Emanet mutluluklarla günü kurtarıp,
Asıl neşemi derinlere gömdüğüm için...
Seni sahte kalabalıklara sunduğum için Özür dilerim gülüşlerim.
Yabancıların yargılarını başucuma koyup,
Kendi gerçeğimi onların yalanına kurban ettiğim;
Herkesi affedip bir tek seni dışladığım,
Seni sevmekte en çok geç kaldığım için...
Seni hor gördüğüm her an için Özür dilerim varlığım.
Yorulunca durmak yerine kendimi kamçıladığım,
Zayıflığımı bir ayıp gibi sakladığım;
Kendi omzuma yaslanmak varken,
Dikenli dallara tutunup kanadığım için...
Seni bu kadar hırpaladığım için Özür dilerim gururum.
Sırf kalabalık görüneyim diye ruhumun kıyısında,
Aslında hiç olmayanların gölgesini taşıdığım;
Yalnızlığın asaletini hor görüp,
Kalabalık yalnızlıklarda kaybolduğum için...
Seni gürültüye boğduğum için Özür dilerim sessizliğim.
Korkuların gölgesinde saklanıp dururken,
Cesaretimi karanlık odalarda unuttuğum;
Kendi sesimi duymamak için gürültüler icat edip,
Ruhumun feryadına kulak tıkadığım için...
Seni yankısız bıraktığım için Özür dilerim sesim.
Başkalarının yükünü kendi sırtıma alıp,
Kendi yolumun yokuşlarında nefessiz kaldığım;
Herkesin limanı olup da fırtınada,
Kendi kıyılarıma bir türlü yanaşamadığım için...
Seni hoyratça tükettiğim için Özür dilerim gücüm.
Zamanın kum saati dolarken hüzünle,
Anı yaşamayı bir lüks gibi ertelediğim;
Gökyüzüne bakmak varken dertlerin çukurunda,
Yıldızlarımı tek tek söndürdüğüm için...
Seni yaşayamadığım ve yaşatamadığım her an için Özür dilerim gençliğim.
Bana emanet edilen bu can evini,
Kira ödemeyen misafirlerin talanına açtığım;
Kapımı çalan her hüzne sofralar kurup,
Kendi soframda aç kaldığım için...
Özür dilerim ömrüm.
Kırıklarımı sarmak yerine üzerini örttüğüm,
Acımı bir düşman gibi karşımda büyüttüğüm;
Oysa o acının benim bir parçam olduğunu,
Anlamamakta bu kadar direndiğim için...
Özür dilerim sabrım.
Şimdi oturup karşılıklı,
Sessizce elimi tutmak istiyorum.
Geçti diyemem ama yanındayım;
Seni en çok ben yordum,
En çok ben iyileştireceğim.
Artık ne duvarlar öreceğim ne de çiçeklerini solduracağım,
Seni kendinden başka kimseye muhtaç kılmayacağım.
Biliyorum, yolumuz uzun ama artık tek parça;
Seni yeniden, en baştan seveceğim.
Kayıt Tarihi : 12.3.2026 15:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!