uyuyunca unutursun, diyen dost.
geceydi.
şehir susuyordu
ama benim içimde
bin kapı çarpıyordu ardı ardına.
uyku mu?
uyku dedikleri şey
yoksulun ucuz tesellisidir bazen.
başını yastığa koyarsın
ama kafanın içindeki dünya
bir fabrika gibi çalışır sabaha kadar.
dostum, dedim içimden,
insan bazı acıları
uyuyarak değil
yıkarak unutur.
ekmeğini ye, diyen annem.
ekmek.
sofrada kutsal bir kelime gibi duruyordu.
ama ben o ekmeğin içinde
babaların suskunluğunu,
annelerin sabrını,
yoksulların kaderini gördüm.
ekmek ye, dediler.
şükret, dediler.
sesini çıkarma, dediler.
oysa insan
yalnız ekmekle yaşamaz.
bir lokma haysiyet ister.
bir parça başkaldırı.
başkasına bakma, diyen sevgili,
gözünü oyarım.
sevdiğini sandım önce.
sonra fark ettim.
bazı aşklar
sevgi değil
küçük bir diktatörlüktür.
kalbine bayrak diker,
ruhuna sınır çizer.
aşk değil bu, dedim içimden,
bu
küçük bir hapishane.
ben sevgi isterim
zincir değil.
yine mi geç kaldın ? diyen patron.
masasının üstünde saat vardı
ama benim ömrüm yoktu onun gözünde.
dakika hesapladı,
saniye hesapladı,
ama bir insanın hayatını
hiç hesaplamadı.
bu şehirde insanlar
zamanlarını satıyorlar.
gençliklerini
maaş bordrosuna yazdırıyorlar.
sabahın köründe kalkıp
akşamın karanlığına dönüyorlar.
ve buna
çalışmak diyorlar.
ben bazen düşünüyorum.
bu bir iş mi
yoksa yavaş yavaş ömür tüketmek mi?
dost ,
anne ,
sevgili ,
patron.
hepsi başka başka isimler.
ama bazen
aynı düzenin küçük memurları.
birisi sana unutmayı öğretir,
birisi susmayı,
birisi boyun eğmeyi,
birisi çalışmayı.
sonra bir gün
aynaya bakarsın.
ve sorarsın kendine.
ben ne zaman
kendim oldum?
çünkü insan
doğarken özgür doğar derler.
ama sonra
beşik sallanırken nasihat gelir,
gençlikte kıskançlık gelir,
büyüyünce patron gelir.
ve özgürlük
yavaş yavaş
ince ince
sessizce
çalınır.
ama bilmedikleri bir şey var.
insanın içinde
söküp alamayacakları bir yer vardır.
orada bir ateş yanar.
küçük ama inatçı.
bir gün o ateş büyür.
ve insan
bir sabah uyanır
ve şöyle der.
ben kimsenin malı değilim.
ne uykunun tesellisi,
ne sofranın kaderi,
ne kıskançlığın esiri,
ne de saatlerin kölesi.
ben bir insanım.
ve insan dediğin şey
bir gün
zincirlerini tanır.
sonra
kırmayı öğrenir...
Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 7.3.2026 02:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!