Değmez inan üzülmeye
Minnacık bir serüven hayat
Yollar zaten hiç düz değil
Kavisler kadar rampası var
Hiç düzlükler de rahatlayamazsın ki
Hah dediğin de bir dağ karşın da
Tarihin tozlu sayfalarından günümüze
Beyaz perde de can bulup akan yüreklerin hikâyesi 120
Hani o aşkların tertemiz olduğu
Tüfeğin icat olup mertliğin pes ettiği dönemler
Henüz ısınmanın küreselleşemeyip
Akdeniz de ege de kaldığı günler
Bir mavi
Uzaklardan akar yüreğe
Gölgeler şehrinden sessizce
Umut gözlerinde, yarına dair
Sevda rüzgarıyla gelir
Kırmızılara inat aşkla
tarifsiz tutkuların tarihi
inananlarla kandırılanların savaşı
sağın dan soluna inanlar ve de kandırılanlar
davalar heyecan oldu aktı yollarda
kıraathanelerde patlayan bombalar oldu
karanlık sokaklar da kahpe kurşun
Sensizliğe kelimeler anlamsız gelse de
Sensizlik senden geldiği için kabulüm
Bilirim ki bu karanlığın ardı şafak
Ve bu şafak bilinmezliklere kucak açacak
Bir gün elbet uzak şehirlerden
Beyaz güvercinlerle gelcek haberin
Uzaklar da yalnızlık
Karanlık gece, sabah olmak bilmez.
Eskilerden gelen bir rivayet,
Aşk adına işlenmiş nakışlar,
Anadolu da susuz tarla.
Ak deniz de ufuk çizgisi,
Son gece bekleyişiydi sevdayı
Bu gece en son gece
Karşılaşmak için sabah olmadan
Umutsuzdu bekleyiş
Karanlıklar içinden sen çıkana kadar
Ayrılıklara kardeş bir sevda
Tez unuttuk
Bir kış sabahı patlayan bombayı
Cansız yatan bedene işleyen soğuğu
Mendirek olmasa da sağlam bir köşe taşını
Karanfillerin boynunu büktüğü, o pazarı
İsmine inat uğursuz da olsa hayat
Uzaktasın
Elimi uzatsam ellerine
Gök yarılır
Nefesimin her zerresi sen
Ve karanlık ebed
Ezelden çıkan sevda
Uzak gecelerde sevdim seni,
İsmi konulmamış şehirlerde,
Keşfedilmemiş rüzgârla geldim.
Tarihi belli olmayan, zamanlardan çıktım.
Tarifini bile yapamadığım, yollardan geçtim
Hep geldim sana…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!