Ben bilmem ama başkasını,
Beni de en iyi ben bilirim.
Şükür bilmem ölümün tadını,
O ayrılığı da ben bilirim.
Kara gözlüden ayrı kalmayı,
Gönlüm aradığını buldu artık,
Üzüm gibi gözleri kaşları yatık,
Selvi boylu saçları da dağınık,
Özletiyor kendini hiç olmasa ayrılık,
İncelik, zariflik, güzellik hep onda,
Doyulmuyor sohbetine, sefasına da,
Ne de dumanlı başın varmış senin,
Dağların yücesisin Ağrı Dağı,
İlk sen görürsün nurunu güneşin!
Karanlık içindesin Ağrı Dağı!
Her mevsim ak kar yağar üzerine,
Ben sevdalıyım güzel olan her şeye,
Peygamberimiz de güzel değil miydi?
Daha önce yönetilirdik Kuran’la,
İslam nizamı çok güzel değil miydi?
Mecnun da hep sevdalıydı Leyla’sına,
Sen kızgın bir güneş misali,
Ben de çok üşümüş bir çiçek,
Sen hep beni ısıtır mısın?
Sen çok soğuk su misali,
Ben de sıcaktan solmuş bir gül,
Bak gönül yine sılayı arzular,
Çöllerde susuz kalmış mecnun gibi.
Düşmüş gurbet ellere yanar, döner,
Şu garip gönlüme od düşmüş gibi.
Yolculuk ister uzaya, yıldıza,
Hey insan ölüme çare buldun mu?
Ölmeyip yaşayanı hiç gördün mü?
Kefenden başka mal götüren oldu mu?
Dünyanın malı seni kurtarır mı?
Maddeyle dünyada bâki kalınmaz,
Çıktım Everest tepesine,
Seyreyledim dünyayı âlemi,
Aklıma sadık ne bir rejim,
Ne de bir dost millet,
Bulamadım.
Şöyle bir baktım,
Hep çalışsam,
Anlımda boncuk boncuk,
Terler oluncaya dek.
İşaret parmağımla akıtsam,
Topraklara dek.
Sabahları ezanla uyansam,
Yaşantım anlamsızlaşır seni görmsem,
Nidem dünya benim olmuş sen olmayınca.
Tat alamam hergün şeker, kaymak, bal yesem,
Bağındaki goca ayvadan tatmayınca.
Ne kıymeti var yüzsükler taksam eline,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!