Yahyalı halısı dokunur tezgahlarda
Sevdiğim yarim şimdi çok uzaklarda
Atılan ilmeklerde, dokunan nakışlarda
Her ilmeğinde her nakışında sen varsın
Bahar gelince toprak ısınır güller açar
Hoşlanırsın hoşlanırsın
Sende bir gün hoşlanırsın
Uzat ellerini uzat bana
Sende bir gün yaşlanırsın
Yakarsan sen yakarsın
İçim yanar sönmez bu ateş
Sen olmadan doğmaz güneş
Huzuruna gelemedi bu çilekeş
Huzuruna çağır peygamberim
Gül kokuna bürüneyim
İnsanoğlunun imtihanı başka sırrı başka
Herkes farklı, herkes herkese bambaşka
İnsan neden el açmaz yaradana aşkla
Niyetler başka, sırlar başka, imtihan başka
Herkesin bir derdi var baksan göremezsin
Bedenim uzak diyarlarda gezse de
Ruhum sende gezer dolaşır Yahyalı'm
Seneler su misali akıp geçse de
Aklımın bir ucunda kaldın Yahyalı'm
Etrafında koca dağlar yol alsa da
Duygularım darmadağın yok olmuş
Kanat çırpıyorum bilinmezliğe
Aklım başımda değil, deli olmuş
Gidiyorum başıboş çaresizliğe.
Karanlıkların sonu uçurum olmuş
Korkuyorum düşmekten sonsuzluğa
Yeryüzü bembeyaz
Toprak üstünde beyaz örtü
Lapa lapa yağan kar
Ayak izlerim kar üstünde
Dizime kadar kar
Elimde eldiven
Bir ev buldum kiralık
Odaları kapkaranlık
Giriş kapısı az kırık
Istersen tutalım canım
Zemin kat üç odalı ev
Kuş olup uçasım var...
Dağları denizleri aşıp gidesim var
Gökyüzünde süzülerek
Ağaçlara çiçeklere konasım var.
Kanat çırpmak istiyorum
Gönül kapısından içeri girdim
Leyla ile Mecnuna selam verdim
Ben kimlere kaç gönül verdim
Gönlümde kim var sormaya geldim.
İçimde bir ateş var yanar durur




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!