Yavrum sen bencil zalime,
Uyupta gitme peşinden,
Aman ha sözde alime,
Uyupta gitme peşinden.
Razı ol yağsız çorbaya,
Konmak ister daldan dala,
Yanmışım gönül elinden,
Atar beni haldan hala,
Kalmışım gönül elinden
Bu sevgi sinemi yakar,
Garip bülbül hasret kalınca güle,
Dizer manileri gül diye diye,
Ayrılığın derdi verince çile,
Ezer kara bağrın gül diye diye.
İlkbahar ayında coşarak çağlar,
Derdin beni yerden yere atıyor,
Her gün ah çekmekten usandım gurbet,
Gönlümdeki güneş battı batıyor,
Her gün of çekmekten usandım gurbet.
Umut kervanında seyre dalmışım,
Çağırsam duymazsın yol hayli ırak,
Ne işin var yarim gurbet elinden.
Ansızın gidince eyledim merak,
Ne işin var yarim gurbet elinden.
Esen rüzgârlardan haberin aldım,
Bir sessizlik çöker akşam olunca,
Gurbetin toprağı taşı yabancı,
Hüzün sarar ufka seyre dalınca,
Üşütür garibi kışı yabancı.
Sılayı özlersin bağlar bozulur,
Şu fani alemin, seyrine daldım
Her gelen gidiyor, vade dolunca
Dert ortağım gitti başıma kaldım
Gözlerim doluyor yalnız kalınca.
Hazana uğradı al yeşil bağım,
Yalçın kayalarla narin dizilmiş,
Ilgıt ılgıt eser yeli Harput’un,
Süt kalesi gelin gibi süzülmüş,
Olmuş asırlarca dili Harput’un.
Balak Gazi barış için at sürmüş,
Gözlerim karardı başım dönüyor,
Bilmiyorum doktor beyim hastayım,
Gönlümde parlayan yıldız sönüyor,
Bilmiyorum doktor beyim hastayım
Yüreğim sızlıyor kara yastayım.
Dostlar kolay idi dünyanın işi,
Hakkın kelamına sadık olsaydık,
Hiç kimse çarpmazdı ahbabı eşi,
Hakkın kelamına sadık olsaydık.
Zenginler fakiri hakir görmezdi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!