Ladik’in buz tutan soğuğunda
Beni üşüten tek şey yokluğundu
Her yeri uğultadan rüzgarında
Beni korkutan gelmeyeceğini fısıldamandı
Buzlar en sivri haliyle sarkarken
Irmaklar akar usulca
Gün geceye karışınca
Düşman dost barışınca
Hayalime hep sen gelirsin
Kalbim vurur güm güm diye
Hüzün, acı, elem, keder
Hepsi birbirinden beter
Bu kadarına da artık yeter
İnşallah bir gün biter
Hangi birine yanayım
Daha ilk geldiğimiz güne yolculuk yapıyorum hatırdan
Kapıda şirin bir kadın bizleri selamlıyor, adı Fidan
İlk uygulamalı bilgiyi öğreniyoruz, Oya Hoca’dan
Yasemin gelir akla; gelişim, özel, davranış ve uyumdan
Kompüter ve etiği güzelleştiren emekli hocam Gülter
Elbet bir gün öleceğiz
O kefeni giyeceğiz
Toprağın altına girip
Çürüyerek biteceğiz
Sonra kıyamet kopacak
Gelir miyim sevgili sana duvarları aşarak.
Adım adım geçebilir miyim kilitli kapıları açarak?
Hakkımda verilecek bir karar var.
Hayırlısı olsun diye tüm dualar.
Vız gelir bize bu ayrılık
Rüyalarda buluşuruz
Varsın olsun önü karanlık
Hülyalarda kavuşuruz
Ne yollar, ne duvarlar; adı ne olursa engellerin
Özgür bir kuş sokak lambasının üstünde
Adı leylek
Özgürlüğü hatırlatıyor her gece
Gelerek
Seyrediyorum kendisini
İmrenerek
Kavuruyor içimi sensizliğin verdiği duygular
Bilmiyorum benimle ne zaman barışacak uykular
Geceleri derin bir acı içten içe sızlatıyor
Seninle ilgili olan her şey beni ağlatıyor
Aşka geldim ben bu gece
Hadi buluşalım gizlice
Gir koluma gezelim delice
Eğlenelim gönlünce
Altını üstüne getirelim bu şehrin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!