kaç dolmuş geçti içimden
yüzümle yıkadığım ellerinizin izinden
şekilsiz kemiklerin gözlerinde kör akisler
ama'sı var ama'sı, her şeyin bir ama'sı
kaç dolmuş geçti içimden
…………………
ben konuşmak için denizle
kulağımı dayadığımda istiridye kadınlarına
bir medeni hal geliyor dünyanın üstüne, kuma
bu adamların hiç bir yeri acımıyor diyorum sana
yemin pisuvarlarında uçuştuğunda inkarlar
godoş güneşin gurubuna yelken açan hayatlar
bazı filmler etrafında yaşanır sanki
kardan kadınlara, rant canavarlarına
ilkbahar aşısı tutmaz artık
………….
ah ruhumuzun örümcek ağı
zamanla ördün avuçlarımıza dolan anıları
-iki ters bi düz, iki ters bi düz-
atsak kendimizi farların ortasına
sen kapıyı açtığında
ben çoktan büyümüştüm
irmik helvası yapmıştı annen
kokusu burnumda
sen kapıyı açtığında
“KARIMA”
Hani o saçlarına taç yaptığım çiçekler? *
nerde o akis krallığı
açıldığında üstüne örttüğüm rüyalar,dinmiş geceler
parçalanmış bir ülke gibi şimdi aryalar
penaltısı verilmeyen anadolu takımlarına
sökülüyor aile albümümüzden yağmurun ıslattığı fotoğraflar
bu negatifi olmayan fotoğraflar sökülünce
çıkar mı ruhumuza çakılı çivileri
yenilmiş son dakka golleri
Dökün sana gülümsetemediğim yaz günlerini. Bedeninin tortusunda kurut beni. Şurda kaç kızılderili kaldık biz bize? Ucunu açık bırak acıların, ölüm ve yaşam birbirlerine kavuşsun biz ölünce. Seni sevmekten yıldız oldum. Akşamı kuşatıldıkları kalelerde bekleyenlerin saçlarına ak, yaşlarına toz birikmiş, gol atılmış kalelerine. Çok şirinler bi görseniz, takdiri bir puanla kaçırmış ortaokullu çocuklar gibi üzgünler. Yıldızdan kayma, güneşten patlama birer toz bulutudurlar. Onları seyrediyoruz seninle. Şurda kaç buzlu rakı kaldık biz bize? Ah birde sevilince kendini öldürmeye kalkmasan. Yapmasan, elini kedere bulamasan, kelimeler hala canlı ağzında. Bilmezsin ki durmayı, sağa sola sataşır, kemiksiz birilerini ararsın üstünde tepinmek için. Nedir şu serbest nazım halinden çektiğim? Yırt kendini; şurda kaç kişi kaldık ucu açık? En ince şeylerin -gözlerin,duyguların- giremeyeceği yerlere uzanır mı dilin? Beni yok farzet, rahat rahat sev beni. Yıldız kayması diye bilinen şey kimsesizler mezarlığında bir çukurun daha açılmasıysa, kimsesiz, sessiz bırakma beni mezarlığında emi, yoksa fire verir kendim, otopsisiz bırakma beni. (Kargacık burgacık gözler tarihinden sataşmayın lan bize. Sataşmayı aklınıza koymuşsanız, kaldırabileceğiniz akibetlere göre sataşın. Çünkü bizim “BİZDE BİZE BUNU YAPANLARA NE YAPARLAR? ” kitabımız vardır kara kaplı.) Bana sularını aç, sana hiç görmediğin yakamozlar göstereyim. Mutluluğumuzun hükümranlığı sürüyor mutsuzların düşlerinde. Biz büyüdükçe aşkımız sivrildi. Dokunduğun yerden değiyorum sana. Gel benimle. Evlenelim. Düşelim ucu açık bırakılmış ayrılıklardan.
yemin pisuvarlarında uçuştuğunda inkarlar
godoş güneşin gurubuna yelken açan hayatlar
bazı filmler etrafında yaşanmaya başlanır
ilkbahar aşı tutmaz artık kalplerde
kardan kadınlarda ve rant canavarlarında
en serin yerlerimizde açan birer çiçektir o göz temasları
hayat sinyalinin en kuvvetli geldiği o anda kaçmak olmaz
bilakis kalıp kendimizi kaptırmalıyız
ama bu, bir gemide kaçak yolcu olmaya benzemez
şehirde devşirdiğin serüven tutkusunu dağlamadan onlar
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!