ELVEDA İSTANBUL
Kan kokarımda
Kan kokar, ruhumda bedenim
Ben bağırırımda,
Söz dinlemezde duymazda yüregim
Ağlarımda görmüyor yardan baska gözlerim.
sevdiğim gelemez ki gidemezde dizlerim
kan kokar iki karış sokağımda kan kokar
kan akarda muslugumda ben bunu gizlerim.
iki satır mektubu yazarımda kanımla
ayrılık bırakmaz kan damarımda canım da
son kanımda sana feda yar yolunada sevdiğim
sen dünyanın bitanesi sana feda tüm dünya
Elveda İstanbul gidiyor bak aşığın
Ben giderim yollar ırak,rengi esmer olsada ışığın
bu vatan seni bakarda gerek ıslar kanıyla
ruhum semalarında ucacak istanbul kanım senin sancagın
Önder YAĞCI
31.03.1984
Eserleri
Zindan, zaman, ölüm, mezar, karanlık,gelin,asiler,
nazlı yarim,Dokunmayın, şah ve mat, hasret bagı,
elveda istanbul, yasak şehir,bir salı gecesi,tutku,
bir son hikayesi,............
mapushane, karanlık bir yol, son rüya,
sanki ben garibim, aşk acısı,Güzelsin,
SuS DeLi GöNüL,Kader,Hayat Bağı,Kopsun Kıyamet, Saadet,aşk tuzagı....................
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!