Bir Karadeniz türküsü,''Bu dünya bir pencere/Her gelen bakar gider''der.
Büyükçe bir kitabın özeti gibidir bu dizeler.İnsanın içindeki yaşama tutkusunu kışkırtıyor sanki.Oysa pencerenin önünde uzun uzun bakabilmek kadar,nasıl bakacağını da bilmek gerekiyor.Boş yere kalabalık etmeden,daha güzel bakmasını bilenleri engellemeden.Kimin için,kime,neye,nereye,nasıl bakacaksınız?
Dirseklerinizi hayat penceresine dayayıp seyre daldığınızda,yüreğinizde,beyin kıvrımlarınızda ve aklınızda nasıl bir kıpırtı his edeceksiniz,bakışlarınıza değen dünyaya bilincinizde nasıl bir yer bulacaksınız?
Hayata ve insana nasıl bakacaksınız?
Yoksa ''nasılsa bir bakıp gideceğim...şaşı olsam ne çıkar''mı diyeceksiniz?
Şiir bu pencereden buğusuz bakmanızı sağlayacak araçlardan biridir.
Gözlerinize,aklınıza ve bilincinize şiirin gelip geçtiği güzergahta soluk aldırdıysanız biraz,siz artık o pencereden bakmanın tadını çıkarabilirsiniz demektir.Orada kalıp seyretme sürenizi ,kol kola girdiğiniz şiirin gücü ve derinliği belirleyecektir.
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta