Demir parmaklıkta, ömür solarken,
Gözüme hayalin, dolup gülerken.
Ben her gün orada, bin kez ölürken;
Sana bu gidişle, madalya mı taktılar?
Zindan duman altı, yüreğim darda,
Umutlar tükendi, kaldım firarda.
Benim gençliğimi, koyup o korda;
Hasretin bağrını, ateşle mi yaktılar?
Ekmek niyetine, gamı yer iken,
Yastığım taş oldu, yorganım diken.
Ben senin yoluna, canı sererken;
Beni bir kalemde, silip de mi çıktılar?
Gurbetin akşamı, çöker serime,
Kimse merhem olmaz, derin yerime.
Hasret zehir oldu, girdi kanıma;
O tatlı dillere, hile mi kattılar?
Bir ömür adadım, yoluna bittim,
Sana ulaşmaya, her yolu tuttum.
Sanma ki ben seni, orda unuttum;
Sen beni burada, diri mi gömdüler?
Garip Murat der ki, sitemim kalsın,
Vefasız olanlar, dersini alsın.
Şimdi bu dert beni, varsın da çalsın;
Senin de içine, kaç pişmanlık ektiler?
Kayıt Tarihi : 28.04.2026 03:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!