Ömür dediğin, bir takvim yaprağının can çekişen hışırtısıymış,
Gurbet ise ucu yanık bir mektubun hiç bitmeyen, kanayan satırları...
Burada rüzgâr bile senin adını fısıldamadan geçmiyor sokaklarımdan,
Pencereme düşen her damla, sanki senin gözlerinden süzülüp gelmiş.
Seni düşünmek; gurbetin ortasında, sılası çalınmış bir sürgün gibi,
Kendi sesinin yankısında bile çaresizce senin sesini aramakmış.
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta