Ömür bir rüzgârdı, esti de geçti
Yolun yarısında, durdum bakındım.
Kader her menzilde, kefeni biçti
Benliğimden soyundum da yıkandım.
Gelenin gidecek, huyu varmış yar
Gönül sarayları, bir gün olur dar.
Dünya dedikleri, koca bir mezar
Ben bu gerçeği de, dünden anladım.
Her gelen misafir, kalıcı değil
Boyun bük ey gönül, nefsine eğil.
Hakikat dediğin, bir damla meyil
Vefayı bir kuru, candan tanıdım.
Ateş düştüğü an, yüreği yakar
Her acı ruhumda, bir iz bırakır.
Zaman pınarları, tersine akar
Sabretmeyi geçen, günden belledim.
Önemsedikçe bak, kaybettik beni
Aşkın deryasında, batırdık gemi.
Eskittik ruh ile, şu fani teni
Yalnızlığı derin, tenden okudum.
Gözümden dökülen, her damla yaştan
Hayat dersi aldım, ekmekten aştan.
Vazgeçtim artık ben, beyhude aşktan
Gülün hasretini, nurdan derledim.
Dost bildiğim canlar, meğer birer sır
Sırtımda yük oldu, koca bir asır.
Kimin yüreğinde, var ise nasır
Hicranı o sessiz, kanlardan süzdüm.
Sarsılmaz sur gibi, duracağız biz
Kendi gölgemizden, korkmayacağız biz.
Hakk’ın kapısında, küçücük bir iz
Teslimiyeti o, anlardan kaptım.
Boşuna yorulma, ey fani beşer
Kaderde ne varsa, payına düşer.
Ham meyve dalında, yanınca pişer
Olgunluğu sönen, günlerden aldım.
Garip Murat der ki; sözüm özümdür
Hüzne boyanmış şu, iki gözümdür.
Toprak ana elbet, sonuncu düzdür
Dönüşü o yüce, Şan’dan öğrendim.
Kayıt Tarihi : 10.04.2026 18:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!