KARAGÖL'ÜN İLKLERİ
Akşam kızıllığı vururken yamaçlara,
Çıktım Maşatlık'a, daldım hatıralara.
Okul yok, söğüt yok, havuz kurumuş,
Şükür çeşmem akmış, iftar olmuş.
Karagöl'ün Selamına Karşılık
Ben de bir dağ yeli oldum, estim geldim
Karagöl'ün sırlarını sizlere getirdim
O dört oluklu pınarın sesinden
Bir nağme kopardım, size getirdim
KARAGÖL’ÜN SESİ
Karayüce eteği, taşları kara,
Dört Oluklu Pınar’da derman var yara.
Ermeni ustadan kalmış bir miras,
Kemerli çeşmede tarih bir ara.
Karagöl’ün Sesi ve Sevda Yolu
Bozyokuş’un başı duman, eteği hep gül olsun,
Parke taşlar döşensin, yollarımız yol olsun.
Menfezler bend aşsın da, sular akıp sel olsun,
Her taşında bin emek, terimiz var Karagöl.
Karagöl’ün Sessiz Canları
Gökten inerken beyaz şölenin bin bir yüzü,
Çocuklara neşedir, canlara kıştır özü.
Biz cam ardında seyrederken bu masalı,
Dışarda titrer canın, kesmez bitmez ayazı.
KARAGÖL'ÜN TAŞLARI
Kara taşlar üstünde köyüm kurulu,
Karayüce eteğinde bir sulu,
Dört oluktan akar sular durulu,
Göle döner çağlar idi önceden.
KARAGÖL’ÜN UFUKLARI
(Karagöl Köyü Grubu Adına)
Dağların koynunda bir yurt kuruldu,
Toprağı sevdayla yoğruldu kaldı.
Yollar parke oldu, izler düzeldi,
Ne bir yudum içtim nede sarhoşum
Azimliyim karalıyım gardaşım
Bana deli bana manyak desnde
Azimliyim karalıyım gardaşım.
Bana sevdamımı öğreteceksin
Kara taşlkarına kurban olduğum
Neyime gücendin hiç gülmüyorsun,
Yüzümü kara toprağına sürdüğüm
Kimlere gücendin hiç gülmüyorsun.
Karayüce dağının eteklerinde,
Çiğdem bizim, nevruz bizim, gül bizim.
Arının süslediği peteklerinde,
Nektar, nektar atunlaşmış bal bizim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!