Orta asya dağlarında.
Göktürk mete çağlarında
Kutlu turan yollarında.
Seni aradım asenam.
Dedem korkut sözlerinde.
Eylül'ün bu son akşamında
Umutlarım kaderimin,
Yırtık, yamalı bohça'sında
Seninle başlar biter
Bütün bilmeceler...
Sensiz'dir artık geceler...
Hasret kaldık havasına suyuna.
Turnalar uçmadan sivas'a gidek.
Karışmadan emlik kuzu koyuna.
Çiçekler açmadan sivas'a gidek.
Nevruz ile sarı çiğdem açınca.
Bağrımda yaralar açıp gidince,
Boğazım'da düğümlü sızı kaldı,
Ardına bakmadan kaçıp gidince,
Kulakta çınlayan son sözü kaldı
Ardından bakarım batan güneşin,
Ağzıyla çalışır arkadan atar.
Dilinde yağdanlık gezer yalaka.
Menfaat uğruna çok adam satar.
Dört gözü üstümde süzer yalaka.
Şeytanın ipiyle örülmüş yolu.
Bir yalana kör olupta bağlandım.
Ömrümü verdiğim dünler yalanmış.
Aşkı için gurbet eller dolandım.
Hasretle yandığım günler yalanmış.
Kalleş bir şeytanı melek görmüşüm.
En tatlı yemeği bir
Köy sofrasında
En geniş ailemle
Atam,babam yurdunda
Yemişim...
Ben farkında
Beşik dağım bana mezar.
Oğullarım belki kazar.
Kadir mevlam böyle yazar.
Yavrularım ağlamasın.
Karaları bağlamasın.
Sevda aradım bu yolda dert buldum.
Kendini bilmeyenle gezmem artık.
Namert sofrasında bir garip kuldum.
Yare küsüp kendime kızmam artık.
Geldi geçti sevdalar kaldı yeli.
Sabaha güneşten önce
uyansam
Şekersiz çayımı yarım
bıraksam
Kırık kalbimi,acıtan ne varsa evde
Unutsam
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!