bir yanını yüreğimiin Bolivya'da bırakmışım
kanamalı...
bir yanı Ankara Karşıyaka'da
Biz bu halkı mecnun gibi sevmişiz
Hak uğruna ne fidanlar vermişiz
İşkencede cellatlara gülmüşüz
Hakkı bilmeyene gündüz gecedir.
İhanet ki korkakların işidir.
Ölümlere doğarız çığlık,çığlığa
Bir nefeslik zamandır,yaşamdan çaldığımız.
Kelebek kanadında düştür umutlar
Yaşandıkca çoğalır yalnızlığımız.
Batı ve Doğu Düşünce biçimleri üzerinde bir Gezinti 1
Doğu ve Batı medeniyetleri arasındaki Kültür ve anlayış farkları bütün büyük fikir adamlarının inceleme alanına girmiş ve üzerinde ciltler dolusu araştırma yayınlanmış önemli bir konudur. Bendenizde uzun zamandır bu mesele üzerinde düşünen,yayınlanmış eserleri takib eden meraklılardan biriyim sadece.Uzun süredir devam eden bu merakım bu konuda bir arşiv hazırlamama bile sebeb olmuştur ya neyse..Fakat bana asıl ilginç gelen konu bu kültür ve anlayış farklılığının bazılarının zannettiği gibi çok eski devirlere uzanmadığı,aksine belkide ortaya çıkan uçurumun Rönesansla başlayıp buharlı makinaların icadından,yani sanayileşmeye geçişten sonra daha da derinleşmiş olduğudur..
Gerçektende Eski Yunan Mitolojisinden tutunda Felsefecilerin Yüksek dönem diye adlandırdığı ilk çağ Yunan ve Roma felsefi ekollerinde tartışılan konular aslında,aynı dönemde doğunun mistik felsefi akımları arasında tartışılan konularla pek fazla bir farklılık ortaya koymamakta.Şimdi hemen bazı cevrelerin itirazlarını kulağımın dibinde duyar gibiyim.Ama durun acele etmeyin henüz doğu mistisizmi konusunda İslam kültürünün getirmiş olduğu geniş hatta çok caplı açılımların sahneye çıktığı dönemden bahsetmiyorum.Belki çok daha öncesinden Sümerlerden başlamak kaydıyla pagan kültüründen.kısmen şamanizmden.Budizmden.Zerdüşlükten vb gibi doğunun kültür,düşünce ve sosyal hayatına ait olgulardan bahsetmekteyim.Dini hayat diye ayırmıyorum çünkü din, o dönemler için batı ve doğuda bütün bir yaşamın içinden ayrılıp izole edilmiş bir yaşam alanı haline gelmemişti bu günkü gibi.Yani saydığımız bütün bu kültürlerin yaşam anlayışında din hayatın belkide tam orta yerinde durarak,bireyin kendisiyle.toplumla,yaratıcı güç veya güçlerle ilişkisini tanzim eden en önemli unsurdu.Ve bu anlayış Rönesans'a kadar da böylece devam etti
Bir yanı hüzne düşer düşlerimin
Bir yanı saçlarına
Ansızın çöker üstüme
En hüzzam haliyle efkar
Sığınırım yüreğinin bakir yamaçlarına
Kayıtlardan kurtulma çabasında ruhum
İmkanı sınırlayan ufkun son noktasında
Zamandan ve tüm kaygılardan bağımsız
Süzülüp gözlerinden geçerek...
Lâ_ Mekan bir boyutun tam ortasında
Sensiz zamanlarda düşüyor gardım
Savunmasız,kimsesiz beceriksizim.
Üstüme,üstüme geliyor her şey,
Dönüp duruyorum sonsuz boşlukta
Aldığım her nefesten habersizim.
Farkındaymış 'gibi' yaşamakla
Farkında 'olmanın',
Farkına varmak lazım
Yitirdiğim düşlerdi gözlerinde parlayan
Zıpkın gibi saplandım bu hayat kavgasına
Yalnız gülüşlerindi yokluğunda zorlayan
Dalmıştım hiç korkmadan kurtların sofrasına
Dünya avuçlarımda ufacık bir küreydi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!