Ben tanrı olsaydım eğer,
İnsanları yıkardım günlerce
Yağmurlarımla
Temizlenirdi belki
Üzerlerine sinen kan kokusu
Zamansız bir gece gene
Zamansız düşler, umutlar…
Hepsi birer birer kayboluyor
Bu ucu belirsiz gecenin karanlığında.
Kulaklarımda bir keman tınısı,
Aşkı anımsatıyor bana
Yeni yamalar sarmaya mı geldin bedenime?
Yeni düşlerin ardı sıra
Ezgileri sen mi çağırdın?
Kuşların cıvıltısının eşlik ettiği
Benim usanmaz çocukça sevdalarıma.
Yeni bir yıkım mısın?
Yeni bir hayal mi?
Tanıt kendini bana
Tanıtta alayım seni koynuma
Sarayım ilk sevmelerin yıpranmışlıklarında
Sarılayım koynuna ey Karakoçan!
Ateşin ve külün rengi belli oldu bu gece
İçimde ıslanan düşüncelerin,
Ve senin gelmeyeceğinin…
Anladım ki umut,
En büyük acı yürekte…
Savaşlarla ölenlere, yitirilenlere…
Bir ses toprağın altından gelen
Yeryüzünü lanetleyen
Kutsanmış değerleri yerle bir eden
Tükenmişliğe inat bir ses…
Yitirilmiş bir sevda kokuyorsun,
Yitik bir hayat gibi…
Simgeleşiyorsun ay ışığının yansımalarında
Simgeleşiyorsun sensiz zamanlarda.
Çöküyorken bedenim, kalbinin derinliklerine
Çöküyorken yerin yedi kat dibine
Her beden kendine aittir dedi tanrı,
Her beden kendi özgürlüğünü yaşamalı
İstediği toprakta can bulmalıdır
Sevgi dedi tanrı,
Sevgi hâkim olursa bir yüreğe
Her şey bir rüyayla başlar…
Gözlerinin dokunuşlarında,
Maviliklere gömülür yalnızlığım.
Gözlerinin dokunuşlarında,
Benleşmiş düşüncelerin hâkimiyeti yıkılır
Hiçbir şey kutsal değildir
Senin gülüşün kadar
Ve hiçbir şey acıtmaz yüreğimi
Senin gidişin kadar
Yıkımlarımla kutsadığım bedenin
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!