Biraz daha yalnızlaşmak pahasına sarf edilen o çaba
Yoruyordu bizleri, ayazın tam ortasında titretirken ellerimizi
Beyin kıvrımlarının yoksunluğuna pek aldırış etmeyen kadınlar,
Yokladılar aşkın pervasız tutkunluğunu gözler önüne sererek,
Buna kayıtsız kalmayıp modern çağa ayak uyduran erkekler,
Vücut hatlarını bir ölçüt belirlediler, kategorize ederek,
Geçiyor işte, her ne kadar yüreğimdeki umut kırıntılarını bir bir kaybetsem de,
Hangi telaş beni yarına ulaştıracaktı ki
Desem de,
İntikam almak değildi bu benim dediğim,
Vicdan kabul etmiyor sadece
Suskunluk da mı işe yaramıyor desem de,
Sen koca bir düzmeceden ibaretsin dostum,
yanılgılar içerisinde kaybolup gideceksin,
Sen hayatının son demlerindesin,
bataklığa batıp son gün batımını izleyeceksin...
Sen yalandan başka hiçbir şey bilmez misin!
İçindeki çocuğu dinlemek yerine çıkar ilişkisini göz önünde bulundurur insan
dünden bugüne kadar hep daha fazlasını ister
Yerleşik yaşamın getirdiği o inanılmaz bataklık mücadelesi
Geldiğimiz gibi gidiyoruz
Daha fazla tüketip daha az üretiyoruz,
Dünyaya daha fazla bağlanıp Ahireti hep yok sayıyoruz,
Daha fazla uyuyup daha az okuyoruz,
Mesela daha az hayal ediyoruz,
Hayal edenlere de hayalperest diyoruz,
Düşündüm durdum, öldüm tekrar tekrar yine öldüm,
Sustum, konuşmaya mecal aradım,
Okudum, tekrar tekrar yine okudum,
Yandım, yanıldım, tekrar tekrar yine kanadı yaralarım,
Üşüdüm durdum, yapayalnız kaldım kışın ayazında,
Oturdum, kalktım varlığıma yemin ettim çocuksu kalbimle,
Bütün derdin bu olsun derler hep insanlar,
Kendini bulmak da neymiş diye,
Uzun uzun yıllar geldi geçti fakat ben kimim sorusu çürütülmeye mahkum edildi,
Bu da bir dert mi şimdiler bitmez tükenmez bir hale geldi bir yüzü aydınlık öbür yüzü karanlık olan bu Dünyada,
Ola ki kim olduğunu öğrendin ne olacak sonrasında sayıklamaları koca bir dağı bile aştı ve geçti,
Şu haddini bilmeze bakın neler de söyler durur ifadeleri yankılandı kalabalık ve dar sokaklarda,
Şimdi anlamadılar mi seni, bir yüzyıl daha beklemek bile nafile,
Dün olduğu gibi yarının arifesinde nefes alsan bile çok gelir,
Yanılgılar zincirini yapboz parçası gibi düzenlesen ne olacak ki,
Seni senden daha iyi tanıyormuş gibi davranmalar gelip gider,
Önemli olan kardeşlik, dostluk, metlik ve insanlık deyişlerini lehine çevirirlerse ne olacak ki,
Yine sonu koca bir muamma ve hüsran,
Bir kuşun kanadından damlayan kandan ötesi değildi kararan akşam üstü
Yürüdüğüm onca yol bir ızdırap gibi sardı tüm bedenimi
Seni seviyorum demek için çok geçmiş gibi sanki
Ölü bir dil gibiydi sessiz yakarışlar
Yorgun gözlerle bakıyordu sokak kedileri
Ta en derinlerde hissettim yalnızlığı akla karanın arasında kalırken bütün hayatım,
Ölümle buluştum çoğu kez o beni anlıyor diye hissederek,
Yorgunluğumu gizlemeye imkanım yoktu fakat o gözlerimden anlıyordu gibiydi,
Tren rayından çoktan çıkmıştı fakat kime çarpacağı koca bir muammaydı,
Keşkelerime çarpmıştı oysa ki ben ihtimal bile vermiyorken,
Yüreğim ortalıkta ararken çocukluğun masum dürüstlüğünü,




-
Songül Yel
Tüm YorumlarŞiir başlıkları çok iyi taptaze bir ekmek kokusu hissi veriyor .