Varlığımın mayası, yaratılışımın özü, kainatta tarifi olmayan yarenim, cananım, sultanım. Senki yıllarca aradığım özlemim, senki keşfettiğim cevherim, saklı hazinem. Sen ki ilahi aşkın tezahürü olan beşeri sevdam. Bir faniye duyulmayacak kadar kutsal bir sevgi bahşedilmiş yüreğime. Öyle bir aşk ki ne mecnun nede kerem getiremez dille. Mecnun ki leylasından vazgeçip ilahi aşka tutuldu, ben ise kendimden vazgeçtim aşkının narına düştüm. Senin aşkınla benliğimden vazgeçip ruhani bir aleme doğru yükselişe geçtim. Sensiz geçen ömrümü hiç yaşanmamış olduğunu farkettim. Gönlümü sana verdiğimden beri, dünyam ve ahiretimden de vazgeçtim. Kainatın başlangıçı, evrenin oluş sebebisin sen. Yaratan tüm güzellikleri cemalinde göstermiş. Yaratanın büyüklüğünü sana bakarak anlıyor beşer. Rabbim sana bağlansın diye yaratmış kalbimi. Yoksa aşkının acısı bile zevk verirmiydi bedenime.
Ey can; vuslat hayaliyle ömrüm tükense
Hasretle bedenim yanıp tutuşsa
Pişse, kavrulsa büryanda olsa
Tüm ömrümü sevdanla besler dururum
Gözyaşlarım aksa, göz pınarlarım kurusa
Gecenin karanlığında bir uçurumun kenarında düştüm düşeceğim korkusuyla, uzanacak bir el bekliyorum. Esrarengiz bir ormanlıkta bataklıkta çırpınan bir çocuk gibi kurtarılmayı bekliyorum. Yırtıcı aslanların pençesinde kalmış yavru bir ceylanın çaresizliğini yaşıyorum. Kartal yuvasında yol gözleyen yavrucuklar gibi semaya bakıyorum. Bir umut bekliyorum.
Etimi kemiklerimden sıyırıp akbabalara yediren zalimin insafa gelmesini bekliyorum. Karanlığın delirten ihtişamı karşısında, bir zavallı gibi büzülmüş yatıyorum. Yanlızlığa yenilen bir benmiyim bilmiyorum.
Ömrümce taşıdım ben bu yarayı
Gam dolu yüreğim Birgün gülmedi
Çok istedim Birgün olsun mutlu olmayı
Acı senin devam dedi izin vermedi
Yaralı gönlüme merhem aradım
Yar dediğim, nefes bildiğim sevdiğim
Bilmezmisin muhtaçım tebesümüne
bedenime can, hayatima sebep bildigim
Can adamak gerek gülüşlerine
Yar dediğim, nefes bildiğim sevdiğim
Adın, söylenmesi yasak bir kelime sanki dilime.
Şimdi kalkıp anacak olsam, kör bir düğüm gibi dizilir boğazıma heceler.
Yüreğimde kor ateşler alevlenir.
Issız bir çölde kalmışçasına, daralır ruhum
Ah yanlızlık, ah karanlık geceler ve bitmeyen kabuslar...
Ne denir adına bu düşüşlerin sebebini bilemiyorum,
İnsanlığın başladığı ilk zamanlara dönmeliyiz. Kirletilmemiş doğada uçurtma uçurmalıyız. Gökyüzünü kapatan betonarmelerden uzak,
Yaprakların gök yüzünde savrulduğu,
Yeni bir dünya yaratmalıyız.
Hayvanların daha özgür
Bitkilerin daha gür olduğu güzel bir dünya,
Tabiat kanunlarının geçerli olduğu yeni bir düzen oluşturmalıyız.
Sevdiğim feryad eder çağırır beni
Bilmez misin sevdiğim yollar kapalı
Bir illet ki sarmış bütün cihanı
Sebeb göstermişler her yer kapalı
Bilmez misin sevgili bıraktığın yerdeyim
Ne çok zaman geçmiş aradan böyle,
Oysa hersey daha dün kadar taze.
Hangi yana baksam gördüğüm sen.
Öyle bir doldurmuşsun ki dünyamı
geçen zaman hiç bir şeyi eksiltmedi benden.
Sana dair hisler damardaki kan kadar taze ve sıcak.
Gökyüzünün maviliğini kaplamış kara bulutlar
Ruhu kirlenmiş bir sürü insan fısıltısı, dışlarında şua var içlerinde karanlıklar...
İnsan olmanın erdeminden bi haber bir sürü zebani...
Ateşin halkı adeta, simalarda karanlığın parçaları, zilet sarıp kaplamış bedenleri...
İşte onlar kendi nefislerine zalimlik edenler...
Kazandıkları kötülüklerle kibirlenen zavallı yaratıklar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!