Suyuna gitmeyip
o'nun dilinden konuşmadıkça
bir ustalık
bir teknik ve bilgi eseri olmadığı gibi 'sağlık'
'aşk' da kendince davranır
hem de daha umarsız, bazen pejmude...
O 'arkadaş' olarak göredursun beni;
ben onun boy boy
o güzel bacaklarından ve ayaklarından
her türlü örtücü malzeme dahilinde
soket, naylon veya muz
fotoğraflarını çekip,
Kimine 'kardeşim' dersin
jest yaparsın;
hakaret sayar,
yandan yandan kıvırır,
'dostum'a fit eder.
Yusuf Ağabey;
ailenin arka sokaklarında
kuytuda kalmış uzak bir akraba...
şimdi mekanın çok uzaklarda...
sen bilirsin işini
Sadece...
sadece düzenli spor,
akla, zihne, bedene şifa,
biraz dünya işi, madde, işçilik, emek,
biraz sevgi, aile
sonra biraz dünyayı seyir için
Sende hep bir gizem vardı.
hala da var...
ama, anlıyor gibiydin beni.
hala da öyle...
yine de gizem devamda...
anlıyorsun, ama hala da ses etmiyorsun? .
Düşünsenize
bize böyle sayfalarla şiir yazdırdıkları için
olayların ilham kaynaklarına günün birinde gidip
kapılarına dayanıp, teşekkür amaçlı
plaketler verdiğimizi!
Hırrrrrr! Hırrrrr! ..
İnsanları daha fazla nasıl korkuturum
hem de sahici hiçbir gücüm yokken! ?
Hırrrrr! Hırrrrr! ..
Kul kabul ettiyse kendi gerçeğini İlahi Gerçekle bir
başkasına ne demek düşer ona saygı göstermekten başka.
Taşıyamayıp da onunla yarışa girerse ilahi yolda
yan yollara sapmış olur zaten gafil.
Halbuki herkesin ışığı kendinedir
kapağını kaldırmak da bir tek ona bağışlanmıştır.
Belli zaten belli…
kararan gökyüzünden
artan fırtınalardan
çalkalanan çamurlanmış denizlerden
şehirlerin üzerlerine günden güne çöken
o kara mı kara atmosferden belli...




-
Zafer Zengin
Tüm YorumlarBen şairim demeyi şiirleriyle gösteriyor..Okuyucunun önüne serdikleri 'evrensel gerçekleri [miz]..okudukça
unuttuğumuz isyanları yeniden hatırlıyoruz..Gerçeği
sofraya koyup yüzleşme gücün varsa al ne kadar lazımsa diyor. Sesi ilginç metalik bir ses gibi geliyor kulağa..Doğal desek sahte to ...