Yakınlarda sığınabileceğim üç-beş kayalık
Tutunabileceğim bir tanecik bile dal olsaydı
ya da uzaklardan kendini belli eden bir tane ıssız kıyı
Hiç o Çelik Zırhlı Savaş gemisine biner miydim? ..
Ne çirkin “ortak kararlar” vardır
gazetelerde, televizyonlarda…
Nasıl da insanın zevkine, gününe
gelmişine, hatta geçmişine ediverirler
sabah sabah!
Görmüşler ki mi bir kere olsun
celalinle cemalini tek bir yerde,
tek bir gülüşünde
tek bir sessizliğinde de;
her halini saygıyla kucaklasınlar
ve edepte dursunlar,
O -yıllanmış, kupkuru- gözlerimden
usul usul akmasaydı 'o yaş'
ner'den bilebilirdim
yüreğinin bu kadar yumuşak olduğunu?
ner'den bilebilirdim
benim için ağladığını?
Ondan çok şey bekliyorum.
Çok fazla yakınlık
çok fazla acı, acımayış,
bile bile küçümseyiş...
çok fazla anlayış
Sen de amma tatlısın.
Bütün hafta nefesim ensendeydi.
Fark ettirmem, ettirmedim.
Kendi kendime soludum hep
kendi içimde...
Lou var ya
bu karıdan vallahi korkulur!
Hani ismi lazım değil de;
mimarsa mimar
bütüngün arabasıyla çıkar
Aydınlık'taysanız ve birgün
herkesin başına geldiği gibi
ayağınız tökezlediyse
boş bulunduysanız
eminim dikkat etmişsinizdir;
Hergün binilen o dolmuşlarda
taksilerde, otobüslerde
veya bazen hiç beklediğimiz o arkadaşlarımızda
bizleri arabalarına alan
ne bilekler vardır;
sanki “insan bileği” değil
O akşam iş dönüşünde
bu ülkenin gelmişini-geçmişini çoğumuzdan daha iyi bilen
izlemiş olan o amcanın dediği gibi
bu ülkeye artık bir diktatör lazım!
öyle bir dağılmış ki




-
Zafer Zengin
Tüm YorumlarBen şairim demeyi şiirleriyle gösteriyor..Okuyucunun önüne serdikleri 'evrensel gerçekleri [miz]..okudukça
unuttuğumuz isyanları yeniden hatırlıyoruz..Gerçeği
sofraya koyup yüzleşme gücün varsa al ne kadar lazımsa diyor. Sesi ilginç metalik bir ses gibi geliyor kulağa..Doğal desek sahte to ...