Mizacıma sinmiş hüznün anaforu
Yedi gece sekiz gün fırtınalarından sonra vuruldu yüreğim gözlerinden
Taş sağanağında ezildikten sonra
Celse celse olgunlaştı sevdam
Diz üstü çökerten azap sesi çekildiği vakit kınına
Sustu kâinat
Senin adın hüzün olsun
Kabuk bağlamayan yara
Gönlün isli kokusu
İklimlerden hazan
Mevsimine kırgın yaprak
Kelime kelime hıçkırık dizisi
Morg kapısı sütliman keder
V’akit ekim
Kelebek muştuları kirpiklerimde
Toprak kokuyorum anne...
Sen ki toprağıma özümden ektiğim çiçek
Ben mateminin solgun mevsimi oğul...
Gönlüm mihrabında hüzün kuytuları
Mevsim sıla öncesi sonra safi gurbet
Vazgeçiş ıstırabında yama tutmuyor gözler
Koparken kalpte kıyameti firak, tebessümlerin yetmiyor
İmtiyazı bitmeyen gülüşlerin eştikçe kalp yaralarımı
Dirhem dirhem katlanıyor azabım...
Unutulan kelimelerin hafta sonu tatilinde
Tekrarlanan cümleler arasında ismin sükûnetini doğurdukça mehtap
İşvesi geçmeyen gülüşlerini işliyorum hasretime…
Gönlüm yankısı sağır ederken kulakları
Tomurcuk açtı çehremde ıstırap suizanları
Bakışlarından hicranlığıma düğüm attıkça
Mevsim aralarında terk ediş zabıtları tutuyorum
Bahtım elem güzergâhı, fecrim bakışların…
Yağmurlardan gam düşürüşünün nakşında
Ah u zarlığım gül yangını
dil yakan
kalp kıran
kederinden simamı yıkadığım kaçıncı imtiyazdır bu…
Kırmızı renkli çiçeklerden
mavi gökyüzüne gülüşlerini çizeceğim
ve güz sarısından
ısmarlama şiirler ikram edeceğim
yüreğimden tasfiye edilmemiş kışlağım olan gözlerine...
Bedevi harflerin kahrında,
Yalınayak kalmış bir "Ah" ile sınanıyorum
Tuttuğum o nafile oruçlar,
Kaldı zindan parmaklıkları ardında...
Beratı verilmemiş bir sevda dumanı kaldı kursağımda;
Nefesimde soğuk ay ışığı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!