Hoyrattır bu akşamüstüler daima.
Gün saltanatıyla gitti mi bir defa
Yalnızlığımızla doldurup her yeri
Bir renk çığlığı içinde bahçemizden,
Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan
Lavanta çiçeği kokan kederleri;
Hoyrattır bu akşamüstüler daima.
Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar
Unutuşun o tunç kapısını zorlar
Ve ruh, atılan oklarla delik deşik;
İşte, doğduğun eski evdesin birden
Yolunu gözlüyor lamba ve merdiven,
Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik
Ve cümle yitikler, mağlûplar, mahzunlar...
Söylenmemiş aşkın güzelli
..........
..........
Kayıt Tarihi : 16.12.2000 03:55:00
Şiiri Değerlendir
© Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık




Adı ruhunu hemen ele veriyor: Unutuş.
Şiirin kompozisyonu mükemmel.
Akşamın hüznüyle birlikte insanın üzerine çöküveren duygular. Kişinin peşini bırakmayan anılar, acılar, pişmanlıklar, kırık dökük aşklar...Ve bütün bunlardan kurtulmanın yegane çaresi: mutlak unutuş. Şair de bunu arzular ve açıkça dile getirir:
"Amansız gecenle yayıl dört yanıma
Ey unutuş, kurtar bu gamlardan beni."
Şiirin son bendindeki bu dizelerden hemen önceki 'batık gemi' metaforu müthiştir.
Ama Dıranas şiirindeki ve elbette Türk şiirindeki hem odak hem zirve noktalarından birisidir Olvido.
İnsan ruhunun çöküşü üzerine kırgınlıklarla örülü esasen destansı bir şiirdir bence.
Olağanüstü metaforlarla bezeli...
Sinematografik tadlar da içeren şiirsel bir hayat muhasebesi...
Pişmanlıklarla sızlayan bir kalbin bir büyük unutuşa sığınma isteği...
Mümkün mü?..
Ne şanslıyız aslında böylesi şairlerin gelip geçtiği bir coğrafyada olmakla...
TÜM YORUMLAR (59)